Elmalı strudel

Valide sultanın 1966-67 tarihli tarif defterinden devam…

Çocuktum, ufacıktım, Nişantaşı’nın pastanelerinde, ekşi krema satılırdı. Biz de gider gider, ya çilekler için, ya elmalı tartlar için kutu kutu alırdık. Bu ekşi kremanın tadını unutmama imkan yok. Hem ekşi, hem de bulut gibi hafif, köpük köpük bir kremaydı. Krem Şanti diye alırdık o zamanlar, ama şimdi bakıyorum, bugünün krem şantileri gibi değildiler. Meğer ekşi kremaymış ! Zaten dayanamayıp geçenlerde bizim buradaki bir pastaneye sordum, böyle böyle bir krem şanti alırdık biz diye. “Yasak abla artık. Onlar pastörize edilmemişti, o yüzden artık yasak, satamıyoruz. İstersen krem şanti vereyim” dedi. Aman istemem, ırak olsun o yağ bombası lezzetsiz yapay şey! Krema demeğe bile dilim varmıyor.

Elmalı strudel’i valide sultanın defterinde bulunca, bunlar aklımdan geçti. Yanında şöyle Saray pastanesinin kreması olacaktı kiiiiiii… Ama olsun, olsun… Dondurmayla da olur, hatta hiç bir ilavesiz de pek ala olur diye atladım tarife..

Tarif kolay, ancak o Cafe Vienne’in yufkadan yapılan strudel’i gibi . Gerçi beceri meselesi. Eğer yufkayı o incelikte açmayı becerebilirseniz, hani arnavut veya makedon göçmenleri gibi, elinizi öperim. Ama bendeniz, o derece ince açmayı başaramadım. En azından ilk seferinde yaptığım daha kalın oldu. Ama kesin bilgidir, annemin yaptığı gibiydi. 😀 Hamuru kıyır kıyır, içi tarçın ve bol zencefilin keskinliği ile aroması keskin, elmaları yumuşak, bademler ile kıtır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Verilen tariften, 2 adet 30cm’lik parça çıkıyor. Birincisi, fırından çıktıktan yarım saat sonra bitmişti. Eve götürmecesine 🙂 En sevdiğim şekilde yani. İkincisinden kalanları da ancak fotoğraflayabildim.

Tarife geçelim mi?

 

Malzemeler;

  • 250 gr un
  • 100 gr tereyağ (tabii ki defterde sana diye geçiyor)
  • Yarım çay bardağından azıcık fazla su (tarifte 85 gr olarak geçiyor)
  • 1 yumurta akı
  • 1 çay kaşığı tuz

Bu malzemeyi kullanarak çok yumuşak, ama ele yapışmayan bir hamur yapıyoruz. Sonra hamuru biraz dinlenmesi için buzdolabına kaldırıyoruz. Bu arada içini hazırlıyoruz

  • 4 büyük elma
  • 100gr tozşeker
  • 1 bardak file badem
  • 2 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı toz zencefil

Ya da

  • 4 büyük elma
  • 100gr tozşeker
  • 1 bardak kıyılmış ceviz
  • 1/2 bardak suda bekletilmiş sarı kuru üzüm
  • 2 tatlı kaşığı tarçın

Elmaları kabuğu ile beraber rendeleyip, kalan bütün malzemeyi karıştırıyorum. Pişirmek yok. Çiğden kullanacağız.

Buzdolabında dinlenen hamurumuzu çıkarıp yağlı kağıt üzerinde, (ki ben plastik yağlı kağıtlardan kullanıyorum) üzerinde elimizle açıyoruz. Merdane ile açılmıyor. Ama eliniz ile esnete esnete çok rahat açabileceğiniz bir kıvamda oluyor. El becerinize göre, hassas ve yumuşak çekiştirmelerle 30x40cm lik iki kocaman yufka yapabiliyorsunuz.

Yaptığımız iç karışımını bu hamurun üzerine seriyoruz. Mümkün olduğu kadar düzgün yaymakta fayda var. Sonra uzun kenardan başlayarak rulo olarak katlıyoruz. Sonra, hop fırına. 175-180 derecede, üzeri hafif renk alana kadar pişiriyoruz.

Üzerine bol pudra şekeri. Yanına kaymaklı veya karamelli dondurma, veya varsa ekşi krema çok yakışıyor. İçinde yumuşacık aromatik elma, kıtır kıtır file badem. Bir sonraki sefere acaba armutla mı denesem, ayva ile mi?

Ilık ılık, buzdolabına girmeden… Yanına enfes aromalı bir çay. Daha ne isterim? Değil mi? Afiyet şeker olsun.

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*