Bergamotlu kek / muffin

Image

Mevsiminde bergamotları www.portakalbahcem.com ‘dan sipariş edince, hem de 1-2 adet değil, 1 kilo gelince, bir heyecan bastı beni. Portakal kabuklarından sonra bunları da şekerleyeyim dedim, yok yok kek yapayım dedim. Plan üstüne plan yaptım. İnterneti altüst ettim. Hayal kırıklığı yaşadım. Ama 2 hafta bayağı bir eğlendim. Size de güzel güzel iki tarif hazırladım.
Öncelikle çikolata ve bergamot ikilisi ile kek yapayım dedim. Kıbrıs tarifleri yayınlayan bir web sayfası düştü önüme. Hani bergamot akdeniz meyvası ya, normaldir dedim. Aynı tarifi birebir aynı ölçülerle başka bir sitede görünce, denemek şart oldu.

Ama o parti hüsranla sonuçlandı. Çok kuru yavan bir kek çıktı ortaya. Onu başka türlü 😉 değerlendirdim. instagram hesabımdan takip edebildiyseniz, bol kremalanmış hallerini görmüşsünüzdür. Ah bir de hokus-pokus yaptım, ki onu bilahare anlatırım. Onu kuruyan, “olmayan” “bişiy bişiy eksik” dediğiniz bütün keklerinize yapabilirsiniz.

Neyse sonunda döndüm dolaştım, yine kendi ölçülerimle pofidik muffinler yaptım. Kabuğu bile olmayan, pof pof muffinler. Bu tarifi katlı pasta için de kullanabilirsiniz. Kabuğu da olmadığı için yumuşacık oluyor.

Eğer elinizde bergamot yoksa ne yapacağız derseniz, limon veya portakal kullanın derim. Hem de birebir aynı şekilde… Memnun kalacağınız 100% garanti.

Başlayalım mı?

Devamı için tık / Press to read more

Un kurabiyesi

Image

Valide hanımın mutfak becerilerini bütün çevremiz bilir. “Bazı” damatlar mayonezli kırlangıcını anlatır, “bazı” damatlar sosisli krebini. Ama herkesin ve herkesin ilk aklına gelen eminim ki, bademli ay kurabiyeleridir.

un kurabiyesiBu kurabiyeler üzerine efsaneler geliştirilmiştir. Kalıpla mı kesildi, elle mi şekillendirildi, çay sofralarında çok dedikodusu yapılmıştır. Kimisi kesinlikle kalıpla yapıldığına inanır, hepsinin aynı elden bu kadar düzgün çıkabilmiş olmasını kabul etmez. İnci hanım istediği kadar anlatsın, uzun uzun açıklasın, imkanı yok inanmazlar.

Çevremizde müptelaları oluştu zamanla. Un kurabiyesi, ama içinde azıcık da çekilmiş badem olunca, hafif kıtırlıklar ağıza gelince efsane olmasına şaşırmamalı. Hani daha önce yazmıştım ya, “Ayşe teyzenin böreği”, “Fatoş teyzenin zeytinlisi” diye, işte bu tarifin de,  “İncinin un kurabiyesi” diye pek çok 60-80 dönemi yemek defterlerinde yerini aldığına eminim.

Valide hanım, bu kurabiyeleri o kadar muntazam ve zamanla minnoklaşan şekilde yaptı ki, ben bu yaşıma geldim, denemeye cesaret edemedim. Ancak şimdi, dışarıda kar kış kıyamet, zamanı geldi. Tarifi annemden almak zaten biraz zor oldu. Fırın ısısı, hamurun beklemesi, içindeki badem miktarı, o kadar otomatiğe bağlamış ki, zar zor hatırladı hepsini. Ağzından kerpetenle çektim desem yeridir.

Devamı için tık / Press to read more

Çikolata-SIZ brownie

Image

brownieBilirsiniz, hep dalgamı geçerim. Annemin yemek defteri içeriği hep Güner’in tartı, Fatoş’un keki diye doludur. Ben tarifleri isimleriyle, içerikleriyle kaydederim, pek nadir yanına nerede yediğimi yazarım. Ama kesinlikle Yeşim’in elmalısı diye tarif bulamazsınız.. Ay pardon burnum uzadı. O da var..  🙂 (Figen’in chester’ı) Neyse geçelim bir kalem. İnsan yaşlandıkça, pardon pardon yaş-aldıkça bu tarz değişikliklere gidiyor. Gittikçe anneme benziyorum. İyi yanları da var tabii.

Daha çok yeni, bir kaç ay önce, bir arkadaşımın otobüste anlattığı browniyi yapmayı aklıma koymuştum. Browninin özelliği, içinde çikolata olmaması, ama enfes yumuşacık ve yoğun ve kadifemsi olması. Sıkı durun geliyor, Binhan’ın brownisi! 🙂

Devamı için tık / Press to read more

Pain d’epice… Baharatlı ekmek… veya gingerbread in ağa babası

Image

pain depiceYılbaşı yaklaşırken denenen belli tarifler vardır hani. Yılbaşı davet sofrası için şöyle hindili, dolmalı yeni tarifler, veya hediye olarak dağıtmak üzere yeni kurabiyeler, süslemeler, pastalar. Ne kadar klasik de olsa, her yerde binlerce, cidden ama binlerce gingerbread tarifi bulabilirsiniz. İşin püf noktası baharat karışımıdır oysa. A tabii yenecekse. Çoğu insan da, bu kurabiyeyi yapar, şekilli kalıplarla keser, cici cici boyar, uzun emek harcar, şeker hamuru ile kaplar sonra ağaç süsü yapar veya çocuklara hediye olarak dağıtır. Çocuklar zencefilin keskin kokusunu ise bu enfes baharat karışımını nadiren sever.  Ama işte hayat! Yediklerine dikkat etmeye başladığın zaman, damak tadın daha gelişir, ya da tam tersi. Damak tadın geliştikçe yediklerine dikkat etmek zorunda kalırsın.

 

Devamı için tık / Press to read more

Çikolatalı acı pasta

Image

img_5216Başlığı atarken çok düşündüm. Acı çikolatalı pasta mı? Çikolatalı acı pasta mı. Sonuç ortada.. Acı çikolatalı desem, sanki bittermiş gibi olacak. En doğru tanımlama bu gibi geldi.

Devamı için tık / Press to read more

Portakallı çikolatalı crumble

Image

chocolate crumbleCrumble. Üzeri azıcık kıtır hamur kabuğu, altında pişerken patlamış meyvalar. Şöyle kırmızı meyvalar, erik ,vişne, veya armut, veya elma en klasiği. Fırından çıkar, hala cızırdarken üzerine bir top dondurma veya adabınca creme anglaise eklenir, sıcak-ılık servis yapılır.  Peki, başka birşeyle olmaz mı yani? Dedim….

Çikolatalı deneyelim dedim. Ama çikolatanın yoğun tadını yumuşatmak için en güzel eşlikçiyi aradım. Çok sulanmayacak, bittere yakışacak bir acılık verecek. Dedim ki, bu defa portakal olsun. Elim Dalfour’un portakal reçeline gitti ister istemez.

Bitter çikolataya bitter portakal 😉

Tarif çok kısa ve öz:

Devamı için tık / Press to read more

Peynirli tuzlu kurabiye

Image

Annemin bir tuzlusu vardır, akıllara zarar. Hem kıyır kıyır, hem minnacık hem de mis gibi peynirli!

peynirli tuzluAnnem tutucudur. Aldığı peynir markasından, gittiği yere kadar, yeni birşey denemeyi sevmez. Korkarım yaşlandıkça böyle oluyor. Biz de mi öyle olacağız bilemem. Ben belki azıcık durulurum, macera yaşamaktan, eski garanti tariflere dönerim. Ama içimdeki çocuk yaşadığı sürece yenilikleri takip edeceğim sanırım, ve umarım.

Dönelim annemin tuzlusuna;

Efenim, valide sultan için herşeyin miniği makbuldür. Evinde minnacık biblolar, küçücük sabunlar vardır. Kurabiyelerin en incesi, poğaçaların en miniği makbuldür. Minik demek, kibar demek. Zarif zarif. Tabağa yerleştirdiği zaman göz okşayacak. Karın doyurması şart değil. Bu tuzlular da öyle işte. Bir haplık. İki katlı servis tabağında üst kata yerleştirir, altlara da birazcık daha iri ya, un kurabiyelerini koyar. Onu daha sonra yapacağım. O da ayrı efsane.

Neyse, nerede kalmıştık? Bir pazar çayına gelecek arkadaşlara yapayım dedim. Evde eski kaşar var, eh ben de rejimdeyim, az yağlı peynirden başka birşey yiyemiyorum, güzelim kaşar kuruyup mundar olacak. Birebir tarifini uyguladım. Sonuç ? Tabii ki onunkiler kadar keskin, minik ve gösterişli olmadı. Tadı yerinde olsa da görüntü tutmadı. Olsun, olsun, yapa yapa oturur belki. Ya da siz daha güzelini yaparsınız ?

 

 

Devamı için tık / Press to read more

Limonlu ve kakuleli muffin 21 adet, 97 kalori

Image

Eskiden, çalışırken, alışverişimin çoğunu internet üzerinden yapardım. Giyimden, markete, sebzeden meyvaya, hediyeye aklınıza ne gelirse artık. Şimdi eski alışkanlık işte, hala internet üzerinden alışverişi çok kullanıyorum. Hele hele üreticiden direk satışlara bayılıyorum. Bakınız www.iodes.com veya www.portakalbahcem.com. Ne alaka di mi? Birisi en kaliteli 100% ipek eşarplar yapıyor, bir diğeri Finike’deki bahçesinden portakal, nar, mandalina gönderiyor. Ama her ikisi de son derece özenli, müşteriyi özel hissettiriyor.

limonlu muffinGeçenlerde, Portakalbahçem’in mektubunda, meyer limonların başladığı haberi vardı. Offff o harika renkleri ve baştan çıkarıcı kokuları ile! Dayanamadım aldım tabii. Salataya kullanmaya kıyamıyorum, ama yine de kullanıyorum. Arkadan hafif bir portakal mı desem, mandalina mı desem yumuşak koku geliyor, önde keskin limon. Nasıl aromalı anlatamam. E alınca bu kadın rahat duramaz tabii.

Rejimde olmama rağmen dayanamadım. Başladım tariflere bakmaya. Evde “yiyici”  sadece ben değilim tabii. İçinde çikolata yoksa yemeyen bir oğluş var evde. Dolayısıyla, aşure mevsimi bu iş için en uygun dönem. Aklınızı iyice karıştırdım di mi 😀 Şimdi şöyle: Diyetisyenin listesine uyduğum için bu muffinler her ne kadar 81 kalori olsa bile, bana yasak. Gerçi dur bir dakika, Yekbu ile konuşmam lazım, belki bişiyler yaparız? Eh oğluş da yemeyeceğine göre, yakında da misafir yok. O durumda nasıl yapayım? Elim kolum bağlı. Derken, kapılar çalıp aşure kaseleri geldi. 😀 Eh aşure ile değil, ama 3-4 muffin ile doldurup göndermemde sakınca yok herhalde. Canım aşureyi ben yemiyorum! Yiyen var. 😀

Neyse uzun lafın kısası, yapmaya niyet edince, yedirecek birileri bulunur !

Devamı için tık / Press to read more

Brownie cheesecake

Image

Şimdi dürüst olalım!

Şu başlığa bakarsanız nesi türkçe ? Ama ne demeliyiz? Islak çikolata tabanlı peynirli kek??? Kabul edelim, kimse birşey anlamayacak, daha da komiği, google da aratayım desem kimse bulamayacak. El mecbur, döndük orijinal ismine. Amerikan icadı tatlıyı yine amerikan icadı isimle anıyoruz.

Uzun zamandır denenecek pastalar listesindeydi. Hatta ilk fotoğrafını gördükten itibaren. Yani 6-7 aydır. O kadar uzun zaman, kısmet olmadı, rejimler, seyahatler derken denemek ancak şimdiye kısmet oldu. Dolayısıyla, ilk vurulduğum siteye baktım, daha detaylı inceledim, interneti altüst ettim. Ama içime sinmedi. Oturdum, kendi ölçülerimle, kendi hesabımla yaptım. Oldu mu, oldu. 1-2 küçük dokunuşla da işte karşınızda final tarif….

brownie cheesecakeŞimdi, o ilk beğendiğim tarifin, aslında fotoğrafın, meğersem brownie tabanlı cheesecake olmadığını ancak “yapacam bu meredi” dediğim zaman fark ettim. Fotoğraflar bazen ne kadar yanıltıcı oluyor değil mi. Ah bir de hafıza.. Sen git fotoğrafa tapın, altını doğru dürüst okuma! Altı browni, üstü cheesecake diye işe kalkış. Allahtan misafir hazırlıklarına erken başlarım. Fotoğraftan tarife, oradan hayal kırıklığına gezerken, sonunda bambaşka sayfalarda durdum. Durdum da ne oldu? Gönlüme uyan, içime sinen birşey bulamadım. E madem öyle, kolları sıvadım, kendi tarifimi kendim yaptım. Yani neymiş? Son ürünü değil ama tarifi sıfırdan ben yarattım. Kendimle gurur duyup, sırtıma pıt pıt yapıp artık tarife geçiyorum.

brownie cheesecakeHani bütün tarifler “fırını 180 dereceye ısıtın” diye başlar ya. I-ıııh bence önce, bütün malzemeyi buzdolabından çıkarın diye başlamalı. Sonra kendinize güzel bir kahve yapıp, onu içmeli, ancak herşey ısınınca fırını yakmalı… Hahahaha, nerede kaldı “yanan” gazlı fırınlar? Anladınız siz beni 😉

 

Devamı için tık / Press to read more

Enerji veya protein topları

Image

Yeni bir dönem başlıyor. Kaç yaşına gelirsek gelelim, eylül ayı, daha doğrusu okulların başlaması, yeni bir dönemdir. Eh tatil ve tembellik ayları bitiyor, çalışma, üretme dönemi başlıyor.

Buna da hüzün eşlik ediyor. Daha ağustosun son haftasında bir ortalık karışır, havalar bir serinler ya. Bende de hüzün o zaman başlar. Yok yalan söylemeyeyim. Manavda, pazarda ilk üzüm ve inciri gördüğümde yazın bittiğini, bitmekte olduğunu, biteyazdığını anlarım. İçim bir katılır önce. K, aslında bu iki meyvenin de hastasıyım. Sonra ağustos sonu, eylül başı, havalar kapayıp da ilk yağmur düştüğü zaman, ışık bir anda değişir. Güneş daha bir sarı parlamaya başlar, ve hatta sarı yapraklar görülür. Ağaçlara vuran ışık, denize vuran ışık hep daha sarıdır artık.

protein topuNeyse sizin de içinizi karartmadan mutfağa dönelim. Ne demiştik, yeni bir dönem başlıyor. Yazı tembel teneke şeklinde geçirdikten sonra, okullar da başlayınca, ben de çalışmaya başladım. Uzun tam tamına 12 haftalık bir spor protein kas döneminden çıkan oğluşa yine aynı tempo ve gazla proteinli kahvaltılar hazırlamak lazım. Dedim ve başladım.

Devamı için tık / Press to read more

Girit dolması (?) ama vejateryen

Image

Tam uydurdum ismi. Aynı yemeği uydurduğum gibi.

Bu yemeği 6-7 senedir zaman zaman yaparım. Ama nereden uydurduğumu kesinlikle hatırlamıyorum. O derece eski yani.

Sebzeleri doldurma ve fırınlama işini hep severim. Etle veya sebzeyle doldurup  sonra da fırınlarım. Artık soğanla mı dolar, kıymayla mı bilmem. Bu sefer ki, daha da farklı. Mantarlı bir içle doldu.

girit kabağı Devamı için tık / Press to read more

Route de vin hatırası…. Tarte flambee

Image

IMG_3698Route de Vin…. Bir grup arkadaşım 2015’te bu turu yapıp da fotoğraflarını paylaştığından beri, yolculuk aklıma düştü. En doğru mevsim ne zamandır, nerelere uğramak lazım, nereden uçulacak vs hepsini planlayıp durdum, sonrasında nihayet zamanı geldi. Baden-Baden’e uçup oradan Strazburg’a geçtik. Araba kiralayıp Colmar’a kadar devam ettik. Muhteşem köylerden geçtik, harika yemekler yedik, çok güzel anılarla döndük.

Bütün gezilerde, bana kalan renkler, kokular ve tadlardır. Hep lokal, otantik lezzetleri denemeye gayret ederim. Gözüm hep menülerdedir, hep bunu evde de yapabilir miyim diye kıvranır dururum. Bu seyahatte, yanımdaki arkadaşım da en az benim kadar mutfağa meraklı olduğundan, işin bu kısmı daha de zengin oldu.

Devamı için tık / Press to read more

Vişneli CLAFOUTİ

Image

Hani vişne likörü veya vişnotka yapmıştım ya, geriye de bol bol vişne kalmıştı ya. İşte o vişneleri kullanmak lazım… Bu kadın rahat durur mu? Evdeki rejimdeymiş, karbonhidrat yemiyormuş ne gam? Ben yapayım da, deneyeyim, hem vişneleri kullanmış olurum, hem yeni bir tarif denemiş olurum dedim.

clafoutiAslında bu tarifi yıllar yıllar önce bir arkadaşımıza pikniğe giderken yapmıştım. Tam yaz tatlısı, hem hafif, hem lezzetli, hem kolay. Ancak gel gör ki, tarif yapıldı, denendi, beğenildi, hop çöpe! Klasik hareketim… Tarifi bulamadım. 🙁 Eh ne yaparsın, oturur tekrar tarifleri tararsın, hepsini karşılaştırırsın, en aklına yatanla oynarsın…

Klafuti, kulağıma her ne kadar yunanca gibi çalsa da, bir fransız tatlısı. Fransiz banliyösünde, çiftlik evlerinde yapılan çok eski bir tarif. Fakir tatlısı gibi.

Devamı için tık / Press to read more

Likörlere ilave. Vişne likörü…

Image

vişne likörüYaz meyvalarının en nazlısıdır vişne. Bir gelir, bir gider. Bir ay bile dayanmaz. Haftalık pazardan kaçırdınız mı, belki iki pazarda daha bulursunuz o kadar. Sonrasında bitti mi biter. Ara ki bulasın. O yüzden vişne kıymetlidir. Annem reçelini pek severdi. Her sene kavanoz kavanoz yapardı. Kimi mücevher gibi parlayan enfes derinlikteki renkte olur, arada da olsa, nadiren, şekeri mi yanar yoksa vişnenin cinsinden mi bilmem, rengi kahve rengine döner. Vişne reçelinin bubukları kaymakla veya beyaz peynirle yenir, kalan suyu ise bize şerbet olurdu.

Şimdi bıyık altından gülmeyin lütfen. Bizim ailede bubuk denirdi. Sizinkinde tane deniyor olabilir.

Devamı için tık / Press to read more

Telkadayıflı tartçıklar

Image

Eve telkadayıf almayagöreyim, (buyurun ingilizceye tercüme edin 🙂 ) paket 500 gr olunca, birçok şeyi bir arada yapabiliyoruz. Pek bereketli, lakin pek dayanıksız oluyor telkadayıf. Paketi açınca hemen kullanmazsan, kısa zamanda bozulması kesin.

karamelli tartöletAmma ve lakin, tel kadayıf o kadar sevdiğim bir malzeme ki, pek çok şekilde kullanabiliyoruz, pek hafif, pek çıtır, pek latif oluyor. 😀 Bu defa  daha önce denediğim Telkadayıfı kanepe altı nı tatlı olarak yaptım… Teyzem karamele bayılır. Pek de hamarattır, ona beğendirme telaşı ve umudu ile karamelli minik minik tartçıklar yaptım.

Size once teyzemden bahsetmem lazım. Hamarat kelimesi hafif kalır. Yaratıcı, becerikli, eli lezzetli, maharetli, sabırlı, sanatkar. Mutfak sihirbazı. En güzel kanepeleri, en güzel pavlovaları o yapar. Kendimi biraz ona benzetirim, yani benzetmeye çalışırım. Mutfak maceraperestliğim ona yakındır. Annemin aksine teyzem yeni tarifleri çekinmeden dener, hatta severek, merakla dener. Ancak ondaki sabrın yarısı bende yoktur. O minnacık kanepeleri neredeyse mikroskopik beceri ile süslerken, ben hızlıca servise hazırlar, lezzeti yerinde ise tamamdır diye düşünürüm. Benim için önemli olan lezzettir, sunuma sabrım pek yoktur maalesef.

İşte bu meşhur teyzeye çay sofrası hazırlamak, benim için ciddi iştir. Yeni birkaç tarifi kullanmak, görselliği yakalamak, lezzetli bir sofra kurmak şarttır. En güzel telaş 🙂

Hasbelkader, yakın zamanda böyle bir sofra kurdum. Karameli de pek sevdiği için, bu telkadayıfı kanepeleri karamelli yapayım dedim. Kremasını şekilli sıkabilmek için, her zamanki pastacı kreması yumuşak kalacaktı. O yüzden dondurulabilen, jelatinli pastacı kremasını kullanarak yaptım. Karamel tadı için biraz değişiklik yaptım tabii.

Buyurunuz tarife…

Devamı için tık / Press to read more

Dondurulabilen pastacı kreması

Image

IMG_1897

Evdeki yumurta sarılarını kullanmak için internette eşelenirken, profesyonel bir web sayfasında bulduğum tariflerden biri. Belli ki bu gerçek bir ihtiyaç, pastacı kreması tariflerine ciddi bir bölüm ayırmış. Maskarponeliler, yumurta akını kar yapıp eklediklerin, donanlar donamayanlar derken, şekilli sıkılabilen, hem de donan yani mucize gibi bu kremaya ulaştım.

Malzeme konusunda biraz kaynak sorunu var tabii, dolayısıyla mecburen azıcık değişiklik yaptım. Ama 3-4 defa denedim, hem de farklı lezzetlerle. Hepsinde de çok başarılı oldu. Buyurunuz tarife:

  • 5 yumurta sarısı
  • 500 ml süt
  • 0,5 cup tozşeker
  • 50 gr un (veya kakaolu yapacaksanız, 30 gr un + 20 gr kakao)
  • Vanilya, limon kabuğu rendesi veya 2 tatlıkaşığı nescafe (lezzetlendirmek için)
  • 2 SİLME çay kaşığı toz jelatin

Yumurtaları un ve tozşeker ile karıştırın, sonra sütü azar azar ekleyin. hepsini karıştırarak güzelce pişirin. Muhallebi kıvamına gelince, üzerine jelatini serpiştirin, ve erimesine dikkat edin. Ancak jelatinin içinde topak yapması çok muhtemel olduğu için azami dikkati gösterin. Blender kullanabilirsiniz, ancak yetmez!

Muhallebimiz hala sıcakken, tel süzgeçten geçirerek tamamen pürüzsüz olduğundan emin olun.

Kremamızı kullanmak için, iyice soğumasını bekleyeceğiz. Kremanın üzerine daha sıcakken plastik streç film ile kaplayın ve soğutun. Hemen buzdolabına kaldırabilirsiniz, bu jelatinin daha çabuk aktifleşmesini yani sertleşmesini sağlar.

Hemen kullanmayacaksanız, hava almayan bir kap içinde derin dondurucuya kaldırabilirsiniz. 

İyice soğuduğu zaman, veya eridiği zaman 😉 Krema sıkma torbası ile sıkarak veya bıçakla sürerek kullanabilirsiniz.

Rüya gibi bir çikolatalı pasta

Image

Bu aralar çaylıklara takıldım, farkındayım. Yaz gelmeden bu kadar kalorili tarifleri peşpeşe verdiğim için kendimle gurur duymuyorum elbette. Öyle denk geldi, kızmayın ne olur. Atın bir kenara bulunsun. Lazım olduğu zaman çıkarır kullanırsınız tarifi.

Biraz el alan, ama kesinlikle çok kolay bir tarif. El alması sadece zaman bakımından. Yoksa öyle alengirli birşey yok. Hem zaten servis sırasında havanız 1500 olacak, o yüzden yapmaya azıcık zaman ayırmaya değer. Buzdolabında kendi kendine olan bir pasta bu. Üzerini süslemek için alternatifler sizin “cesaretinize” göre değişiyor. Üstüne üstlük gluten oranı çok düşük, hatta glutensiz bile yapabilirsiniz.trianon

Pastamızın adı, Trianon. Bu da fransız bir blog’dan edindiğim bir tarif. La main a la pate, çok hoş ve hiç de zor olmayan tarifler ve hoş fotoğraflar içeriyor. Şu fotoğraf işinin ne kadar önemli olduğunu da tekrar tekrar gözüme sokuyorlar ya… Dur bakalım. Tamam kabul ediyorum, fotoğraf, pazarlamanın yarısı. Hele hele bizim gibi, okumayı pek de sevmeyen kültürlerde, görsellik daha da öne çıkıyor. İstediğin kadar detaylı yaz, esprilerle donat, fotoğraflar müşteriyi blogda tutuyor. Neyse, öğreneceğim elbet. Bir gün, fotoğrafını çekmek, pişirip yedirmekten daha önemli olacak benim için…. Belki. Bu yaştan sonra huy değiştirebilir miyim hiç emin değilim. Göreceğiz dostlar 😀

Devamı için tık / Press to read more

Limonlu çatlak kurabiye 59 kalori

Image

Özellikle bahar ve yaz aylarında, limonlu tatlılara bayılırım. O tazecik, canlandıran sizi şöyle bir şaşırtıp kamaş kamaş yapan tadı severim. Aslında genelde ekşi ile hiç aram yoktur. Erik, çağla pek sevmem. Ama ekşi ile tatlı birleşince bir başka oluyor.

limonlu çatlak kurabiyeAğır bir çay misafirine tarif toparlarken rastladım bu kurabiyeye. Bilen bilir, misafir kaç kişi ise, neredeyse o kadar gün öncesinden hazırlıklara başlarım. Hele şöyle 12 kişilik bir davet söz konusuyda, tarif toparlama, okuma araştırma süresi de, bildiniz evet 2 haftayı bulur. Sonra, masa örtüsü, peçete, servis parçaları derken, önce alışveriş, sonra pişirme günü veya tercihan günleri. Bunu zahmet veya yorgunluk veya zor iş olarak görmeyin. Benim için işin en zevkli kısmı bu zaten. 😀

Lafı uzatmayayım, bu benim gibi çatlak kurabiyeleri instagramda gördüğüm zaman, denenecekler listesine aldım. (Misafir faslı geldi geçti, diğer denenenler de peşpeşe gelecek tabii)

Öncelikle tarifi yayınlayan www.baketotheroots.de ye sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. 😀 Takip etmenizi tavsiye ederim. Hoş, fotojenik, neşeli, güzel bir sayfası var.

limonlu kurabiyeTarifi birebir uyguladım, yabancı bir siteden tarif deneyeceksem, ilk seferinde birebir uymaya gayret ederim. Kimi zaman malzemeyi tam tutturmak sorun olur tabii. Sour cream, buttermilk, double cream gibi süt ürünlerinin alternatiflerini bulmak veya icing sugar, confectioners sugar, powdered sugar ın meğersem aynı bildik pudra şekeri olduğunu keşfetmek zaman ve emek alır.

Devamı için tık / Press to read more

Nutellalı muffinler

Image

Nutella’lı ne çok tarif denemişim? Nutella’lı bankacılar, tamamen Nutella’dan yapılan  Nutellalı muffin… Bu seferki de Nutellalı bir muffin… İçinde hem damla çikolata var, hem nutella. Oğluş keklerde illa çikolata, kakao aradığı için hep benzer tariflerin çevresinde dönüp duruyorum.

Nutella dedim diye illa o markayı kullanmak zorunda değilsiniz. Bitter Sarelle olabilir, klasik çocukluğumun Şokellası olabilir (biraz tatlı ama olsun), ablamların tercihi Torku olabilir…

Nutellalı kekYapılacak işlem basit.. 😀 Evet, farkındayım, hep öyle söylüyorum değil mi? Ama bu işi gözünüzde büyütmemeniz için, gerçekten.

Devamı için tık / Press to read more

Taze bakla çorbası

Image

Çocukken, bakladan hiç haz etmezdim. O tüylü yüzeyi, bir de çoğunlukla kılçıklı olması canımı çok sıkardı. Evet, fava her zaman sevimli geldi bana o kaymak gibi dokusu, ne ekşi, ne tuzlu ama çok hoş rayihası, tabii fava ile gelen kalabalık, gürültülü, muhabbetli sofralar.

Yemekleri bize sevdiren hatıraları da değil midir? Ben oldum olası, kalabalık, muhabbetli, gürültülü sofraları sevmişimdir. Herkesin bir arada yeyip güldüğü, ağırlamak için özel bir özen gösterilen, önceden hazırlık yapılan, misafir sofralarını. Fava da bu sofraların müdavimi ydi. Tıpkı taramanın olduğu gibi. O yüzden favayı severim, ama kılçıklı tüylü baklayı sevmem. Canım, tabii ki bütün baklalar kılçıklı tüylü olmaz ama işte. Bendeki intibası bu. 🙂

iç baklaBaharın bence en güzel sebzeleridir. Enginar, eşlikçisi bezelye ve bakla. Enginar ve bezelye bütün kış devam eder de, bakla kaçar bir yerden sonra. Hala “mevsimi” olan sebzelerden biridir kısacası. Kaçırdınız mı, artık kurusuna kalırsınız. Renksiz, illa ıslatmak gereken kuru baklaya. Hazır tazesini yakalamışken, ben hem enginarımı baklalı yaptım, hem de çorbasını denedim.

Devamı için tık / Press to read more