Valide hanımın mutfak becerilerini bütün çevremiz bilir. “Bazı” damatlar mayonezli kırlangıcını anlatır, “bazı” damatlar sosisli krebini. Ama herkesin ve herkesin ilk aklına gelen eminim ki, bademli ay kurabiyeleridir.
Bu kurabiyeler üzerine efsaneler geliştirilmiştir. Kalıpla mı kesildi, elle mi şekillendirildi, çay sofralarında çok dedikodusu yapılmıştır. Kimisi kesinlikle kalıpla yapıldığına inanır, hepsinin aynı elden bu kadar düzgün çıkabilmiş olmasını kabul etmez. İnci hanım istediği kadar anlatsın, uzun uzun açıklasın, imkanı yok inanmazlar.
Çevremizde müptelaları oluştu zamanla. Un kurabiyesi, ama içinde azıcık da çekilmiş badem olunca, hafif kıtırlıklar ağıza gelince efsane olmasına şaşırmamalı. Hani daha önce yazmıştım ya, “Ayşe teyzenin böreği”, “Fatoş teyzenin zeytinlisi” diye, işte bu tarifin de, “İncinin un kurabiyesi” diye pek çok 60-80 dönemi yemek defterlerinde yerini aldığına eminim.
Valide hanım, bu kurabiyeleri o kadar muntazam ve zamanla minnoklaşan şekilde yaptı ki, ben bu yaşıma geldim, denemeye cesaret edemedim. Ancak şimdi, dışarıda kar kış kıyamet, zamanı geldi. Tarifi annemden almak zaten biraz zor oldu. Fırın ısısı, hamurun beklemesi, içindeki badem miktarı, o kadar otomatiğe bağlamış ki, zar zor hatırladı hepsini. Ağzından kerpetenle çektim desem yeridir.
Annem tutucudur. Aldığı peynir markasından, gittiği yere kadar, yeni birşey denemeyi sevmez. Korkarım yaşlandıkça böyle oluyor. Biz de mi öyle olacağız bilemem. Ben belki azıcık durulurum, macera yaşamaktan, eski garanti tariflere dönerim. Ama içimdeki çocuk yaşadığı sürece yenilikleri takip edeceğim sanırım, ve umarım.
Yaz meyvalarının en nazlısıdır vişne. Bir gelir, bir gider. Bir ay bile dayanmaz. Haftalık pazardan kaçırdınız mı, belki iki pazarda daha bulursunuz o kadar. Sonrasında bitti mi biter. Ara ki bulasın. O yüzden vişne kıymetlidir. Annem reçelini pek severdi. Her sene kavanoz kavanoz yapardı. Kimi mücevher gibi parlayan enfes derinlikteki renkte olur, arada da olsa, nadiren, şekeri mi yanar yoksa vişnenin cinsinden mi bilmem, rengi kahve rengine döner. Vişne reçelinin bubukları kaymakla veya beyaz peynirle yenir, kalan suyu ise bize şerbet olurdu.
ballı pastalar.. Onların yerini tutan yok.
Önce fırını 210 dereceye ayarlayın. Isınması zaman alacağı için ilk işimiz bu olsun.
Fırın tepsisine yağlanmış kağıdı serin. Sonra, istediğiniz topların büyüklüğüne göre;
Malum havalar soğuk, burnu akan, tıksıran çok. Herkeste bir domuz gribi korkusu. Grip kendisi yeterince korkutucu değilmiş gibi, herkes bir domuz giribine yapıştı kaldı. Bu durumda, en güzeli en lezzetlisi ŞİFA ÇORBASI.














