Armut Tatlısı

Image

Armut Tatlısı

Çok uzun zamandır yapıp da yazmadığım tatlının mevsimi geldi. Sonbahar, kış mevsimi geldiği zaman illa ayva tatlısı yapılır ya, işte bu da onun gibi, nedense sadece sonbahar kış aylarında yaptığım bir tatlı. Yazın olmaz mı? Olur! Bal gibi de olur. Ama nedense, rengi ve baharatları sebebiyle bana hep güzü hatırlatır.

Siz diğer davet yemeklerini hazırlarken, kenarda kendi kendine oluveren bir tatlı bu. Çok dikkat gerektirmeyen, usul usul hazır olan. Yazmaya yine çok basit diye başlayacaktım, ama yeter dedim. Daha güzel bir sıfat bul artık. Evet basit, evet gösterişli, evet harika! Hızlı sayılmaz, armutların yumuşaması nereden baksanız bir yarım saati buluyor, ama sürekli başında durmanıza gerek olmadan, kolaycacık, zahmetsiz, kaprissiz bir tatlı.

Benim gibi sonbahar baharatlarını seviyorsanız, dilediğince oynayabileceğiniz bir tatlı. İsterseniz benim gibi cevizli dondurma ile, veya katmerlemek isterseniz kaymak ile servis yapabilirsiniz.

Her durumda, serin serin ikram edilecek nefis bir renk şöleni.

Tarife geçelim mi?

Armut Tatlısı

Fırınlanmadan, enfes rengi ve buram buram baharatları ile görsel şölen.
Pişirme Süresi45 mins
Porsiyon: 8
Kalori: 86kcal

Malzemeler

  • 4 adet Santa Maria armudu (Sarı armut)
  • 0,5 lt vişne suyu
  • 60 gr esmer şeker normal toz şeker de olur
  • 2 çubuk tarçın
  • 4 adet top karanfil
  • 2 zar taze zencefil toz zencefil de olabilir
  • 1 tepeleme çorba kaşığı nişasta
  • Cevizli dondurma / Kaymak

tarif-name

  • Armutların kabuğunu soyun, ortadaki çekirdeğini çıkarın. Sapları kalabilirse süper olur.
  • Tencereye vişne suyunu, şekeri ve baharatları ekleyin, kaynatın.
  • Kaynayan vişne suyuna armutları ilave edin. Arada alt üst ederek yumuşayıncaya kadar pişirin.
  • Armutları süzerek bir servis tabağına alın.
  • Kalan vişne suyuna, azıcık suda erittiğiniz nişastayı ekleyin, koyulaşana 3-5 dak. kadar pişirin.
  • Koyulaşan sosu armutların üzerine dökün. Serinleyince buzdolabına kaldırın.
  • Servis yaparken yanında dondurma, çırpılmış krema veya kaymak ekleyin.

Mercimek humusu

Image

Çarşıda pazarda, markette, bakkalda, mercimek deyince iki çeşidini alırDIK genelde. Çoğunlukla kırmızı mercimek, ve artık salatalara da kullandığımız yeşil mercimek nam-ı diğer, kara şimşek.

Valide sultan, kırmızı mercimekten süzme veya sebzeli çorba yapar, ezogelin çorbanın uzağından geçerdi. Yeşil mercimek, nadiren süzme yapılır, genelde üzerine sarımsaklı, sirkeli sosuyla ana yemek olurdu. Zaman geçti, bizler büyüdük, farklı mutfaklara merak saldık, saldım, her ikisini de alternatif yemeklerde kullandım. Önce yeşil mercimeğin kesme erişteli ekşili çorbasını sevdim. Sonra mercimek köftesine aşık oldum. Derken yeşil mercimeğin illa geceden ıslatılmayacağını görünce, salatalara kullanmaya başladım.

Derken…. Sarı mercimek girdi bu sonbaharda. Yani meraklıyım, neden sarısıyla şimdiye kadar haşır neşir olmamışım merak konusu. Valide sultana sorduğumda, işte o da kırmızısı gibi, çorbası yapılır demişti, benim merakımı köreltmişti.

Çorbasını yapmak için fazlaca haşlayıp suyunu iyice çektirdim geçenlerde. Tencereyi ucundan kurtardım. Dibi yanmadan, ama bir püre ile bitti çorba maceram. Tadına bakınca da, oynamaya başladım. Son geldiğim nokta, humusun ikizi oldu. Lakin, ve fekat, meğer benden önce keşfetmişler. Ben tekerleği baştan keşfetmişim. Olsun, olsun… Ta daaaa.. Karşınızda mercimek humusu.

Tarife geçelim mi?

Mercimek Humusu

Sarı mercimek ile 2 dakikada humus. Üzerine karamelize soğan!
Pişirme Süresi30 mins
Porsiyon: 8
Kalori: 124kcal

Malzemeler

  • 1 bardak sarı mercimek
  • 1 adet patates
  • 2 çorba kaşığı tahin şart değil, sadece zeytinyağı ile de olur
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak
  • 2 kocaman soğan
  • soğanları karamelize etmek için zeytinyağı
  • tuz

tarif-name

  • Sarı mercimeği güzelce yıkayın, soyulmuş ve küp küp kesilmiş patates ile tencereye alın. Üzerine 1 parmak geçecek kadar su ekleyin. Azıcık tuz ile tatlandırın. Kaynamaya bırakın. Suyunu çekip de pişmediyse, kaynar su ilave ederek iyice yumuşamasını sağlayın. Ama suyu az az ekleyin ki çorba olmasın 🙂
  • Bu arada soğanları ay ay doğrayın, ve zeytinyağında öldürün. Kapağını kapatın, buharda iyice terleyip yumuşasın. Sonra kapağını açın ve o güzelim altın rengini alana kadar orta ateşte karamelize edin. Az tuz, az şeker ekleyin. Gözünüz mercimek tenceresinde olsun.
  • Mercimekler pişince, patates zaten yumoş oldu, tencerede tercihan su kalmamış olması lazım. Ama kaldıysa, o zaman, mercimeği delikli bir süzgeçle bir karıştırma kabına alın, veya hafifçe süzün. Fazla suyu gitsin.
  • Mercimekler hala sıcakken, içine kimyonu ve tahini ekleyin. Çok iyi karıştırın. Blenderdan yardım alabilirsiniz. 🙂 Ama açıkçası çatalla bile püre kıvamına geliyor.
  • Dövülmüş sarımsakları ekleyin. Yeterince sıvı olmadıysa, zeytinyağı ekleyerek yumuşak bir püre kıvamına getirin. Tam da bu noktada, karamelize soğanın kalan yağını kullanmak ekstra tat katacaktır.
  • Servis tabağına alın, üzerini karamelize soğanla süsleyin.

Temel Panna Cotta tarifi

Image

Panna cotta son derece basit ve yalın bir tatlı. Üzerine dökeceğiniz sos ile lezzetlendirdiğiniz, ağır bir yemekten sonra, veya fazla baharatlı bir şölenden sonra damakları sakinleştirecek bir sunum. İster bardak içinde, isterseniz bir kalıptan çevirerek getirin, her durumda moda deyimi ile “minimal” bir görsel. Ah, isterseniz üzerine bol soslar, şekerlemeler, şeker karamelleri ile de donatabilirsiniz elbette, o tamamen sizin o anki ruhunuza bağlı.

Valide sultanın mutfak dolaplarında birşeyler arandığımız bir gün, kardeşimin Tefal’in kalıplarını bulmasıyla başladı her şey. Belli ki yaşlanan valide sultan yaş alan valide sultan, artık bu muffin kalıplarını kullanmıyor, kullanmayacak, el koyduk. Benim dolabımda zaman beklerken, can arkadaşımdan bir akşam yemeği menüsündeki tatlı için talep geldi. Panna Cotta yap diye. Eh kalıplara gün doğdu.

Daha önce üç renkli panna cottalar yapmıştım. Ziyafete dönüşen yılbaşı sofrası için çeşit çeşit tatlıdan biriydi. Bu defa çok daha sade, özü gibi bir panna cotta yaptım. Kalıpları da kullandım. Çok doğru bir kalıp olmadığını siz de göreceksiniz. Öncelikle tek tek çevirmek gereken panna cottaları böyle bir kalıpta yapmak hataydı. İkincisi dip formundan dolayı çıkarırken kenarları çatladı. Fotolarda da görünüyor. Enfes kokulu frambuaz sos ile kamuflaj bir yere kadar işe yaradı. Bir sonraki sefere, tek ve minik kaselerde yapılacak.. Not düşelim….

Buyurun tarife geçelim.

Panna Cotta

Baz tarif… Süt, krema çok az şeker ve jelatin….
Hazırlama Süresi10 mins
Donma süresi4 hrs
Türü: Dessert, Tatlı
Italian
Porsiyon: 4 porsiyon
Kalori: 108kcal

Malzemeler

  • 250 ml süt
  • 200 ml krema
  • 70 gr toz şeker
  • 1 limonun kabuğu veya vanilya
  • 2 çorba kaşığı kaynar su
  • 1 çorba kaşığı toz jelatin
  • 1 paket donmuş frambuaz Tazesi varsa, ne ala!
  • 1 tatlı kaşığı nişasta (tepeleme)
  • 1 ajda bardak su

tarif-name

  • Süt, krema, limon kabuğu (rendelemeden, sıyırıp koydum.) şekeri bir tencereye alın. hafifçe ısıtın. Kaynamasına gerek yok. Şeker erisin yeter.
  • Suyu kaynatın, minik bir kasede içinde jelatini eritin. Bunu sıcak süte ekleyin.
  • Hepsi güzelce karışsın. ısınsın… Tel süzgeçten geçirerek iyice süzün.
  • Kullanacağınız kalıpları güzelce ıslatın. Yavaşça sıcak karışım ile doldurun.
  • Sıcak sıcak buzdolabına kaldırın. 3-4 saat içinde istenen kıvama gelecek. Ancak daha uzun bekleyecekse, soğuduktan sonra üzerini streç ile kapatın.
  • Frambuazları bir tencereye alın. Üzerine 3 çorba kaşığı toz şekeri serpin. Altını açın.
  • Minik bir bardak suda nişastayı eritin, sulanan frambuazların üzerine ekleyin. Kaynatın.

İpuçları

Panna cotta, son derece basit bir tatlı. Bunu istediğiniz tarafa çekebilirsiniz. Frambuaz sos yerine herhangi bir meyve püresi, çikolata sos veya süt reçeli kullanabilirsiniz. Kapların dibine kıtır koymak gibi “fantazi”ler denemişliğim var. Ancak dipte kalmayıp yayıldığı için istediğim etkiyi alamamıştım.  O yüzden servis yaparken üzerine serpmek daha doğru olur gibi. 

Tavuklu bezelyeli makarna

Image

Yeni bir “çektirme” makarna tarifiyle karşınızdayım. Sütte pişen makarnadan sonra, şimdi de tavuk suyunda pişen makarna. Muhteşem bir tek tabaklı öğün. İçinde tavuk var, bezelye var, makarna var, hem de en lezzetlisinden.

Makarnayı genelde normal suda haşlayıp ondan sonra soslarla lezzetlendiririz ya, işte artık o değişti. Önce, makarna suyunu lezzetlendirerek başladım. Kaynayan suya defne yaprağı veya ada çayı yaprağı attım. Makarnayla beraber pişti. Sonra sütte çektirerek pişirdim. Şimdi sıra tavuk suyuna geldi. Sütteki makarna o kadar beğenildi ki, şimdiye kadar denemediyseniz, en kısa zamanda hazırlamanız lazım. Tarifine buradan ulaşabilirsiniz. Sütte yapmak istemiyorsanız, tavuk suyunda yapın?

Hani bazen tavuk haşlarsınız, sonra da tavuk suyunu ne yapacağınızı bilemezsiniz. Tamam, her gün çorba içilmiyor veya çerkez tavuğu olmuyor. En kötü ihtimal, kavanozla dondurucuya koyarsınız. İşte tavuk suyunuzu kullanmak için harika bir yol daha! Son derece basit, eldeki malzemelerle koyalca yapabileceğiniz, lezzetli bir yemek. Yanına kocaman bir yeşil salata ile bütün aileyi mutlu etme garantisi veriyorum.

Tarife geçelim mi?

Tavuk suyunda makarna

Bezelyeli tavuklu makarna. Tam bir öğün. Yanında salata yeter. Tatlı kısmı size kalmış.
Hazırlama Süresi1 hr
Pişirme Süresi1 hr
Türü: Ana yemek
Kalori: 610kcal

Malzemeler

  • 8 adet tavuk baget
  • 3 bardak su
  • 1 adet kuru soğan
  • 1 adet defne yaprağı
  • 4-5 top karabiber
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 paket Makarna
  • 200 gr donmuş bezelye
  • 1 avuç doğranmış dereotu

tarif-name

  • Önce tavukları, 3 bardak su, soğan, defne yaprağı, tuz ve karabiber ile pişiriyoruz. İyice pişip kemiklerinden ayrılır duruma gelince, tavukları bir yana alıyoruz.
  • Tavuk suyundan defne yaprağını ve soğanı çıkarıyoruz, içine donmuş bezelyemizi atıp 5 dakika pişiriyoruz.
  • Bezelyeler hafifçe yumuşadığı zaman, makarnayı ilave edip, tencerenin altını kısıyoruz. Makarna pişene kadar tavuk suyunu da çekmiş olacak.
  • Su azalmaya başladığı zaman, tavuk bagetleri de ilave ediyoruz. 5 dakika da bu şekilde pişecek.
  • Eğer tavuk suyu bitmesine rağmen makarna istediğiniz kadar yumuşamadıysa, kaynar su ilave edebilirsiniz. Ben makarnayı biraz diri sevdiğim için 3-4 bardak su yeterli geliyor. Yavaş ateşte pişince makarna benim sevdiğim gibi al-dente oluyor.
  • Servis ederken üzerine bol dereotu ilave ediyoruz. İsterseniz rende parmesan da ekleyebilirsiniz.

Limonlu pelte-pasta

Image

Eski tarifleri yazacağım demiştim ya, işte yeni bir ESKİ tarif. Ben bunu Güner teyzenin limonlusu diye buldum annemin defterinde. Sonra aslını Alev’den öğrendim. Alev, Güner teyzenin kızı. İlkokul arkadaşım. Meğer bu limonlu tatlı, Güner teyzenin TEYZESİNİN tarifiymiş, bu demektir ki, yaklaşık 100 yıllık bir tariften bahsediyoruz !

Annemin bize yaptığı favori tatlılardan bir tanesi portakal peltesiydi. Hem hafif, hem tatlı, hem basit. Daha ne olsun? Kaselerde dondurur, sonra tabağa ters çevirir yerdik. Bıngıl bıngıl tabakta dans etmesi çocukken çok hoşumuza giderdi. Babannem paluze derdi, biz pelte.

Günerin limonlusu, ekşi ekşi bir tarif. Peltemsi, ama biraz daha “havalı”. İçinizi ferahlatan, hafif mi hafif bir tatlı. İsterseniz servis tabağına yapın, sofraya bütün olarak getirin, dilim dilim servis yapın, isterseniz porsiyonlu olarak yapın. Kokulu limonlarla yaptığınız zaman mis gibi ! Tabağa ters çevirerek de servis yapabilirsiniz. Ama eğer küçük bir kalıba yaptıysanız (ki bu tarif 25-25’lik bir kare kalıba iyi oluyor) o zaman çok yüksek olacağı için “yıkılma” riski var. O yüzden ilk yaptığınızda, bireysel kaplara yapmanızı ve sonra büyük bir kaba yapmanızı tavsiye ederim.

Tarife geçelim mi?

Limonlu pelte-pasta

Limonlu, beş dakikada pişen, çabucak olan hafif mi hafif enfes bir lezzet.
Hazırlama Süresi10 mins
Pişirme Süresi5 mins
Bekleme süresi2 hrs
Türü: Çaylık, Tatlı
Porsiyon: 6
Kalori: 150kcal

Malzemeler

Kreması

  • 2 yumurta
  • 1,5 limonun suyu
  • 1 limonun kabuğu
  • 2 ç.kaşığı nişasta
  • 7 ç.kaşığı toz şeker
  • 100 gr. tereyağ
  • 2 bardak su
  • 1 paket vanilya

İçine

  • 12 adet savoyer (kedi dili) bisküvisi
  • 1/2 bardak süt
  • 1 paket frambuaz

tarif-name

  • Krema için gereken bütün malzemeleri bir tencereye koyun. İyice çırpın.
  • Orta ateşte, koyulaşana kadar pişirin.
  • 3 parmak derinliğinde 25-25 ölçüsünde bir kabı hafifçe ıslatın.
  • En alta bir sıra savoyer bisküvilerini dizin. Süt ile HAFİFÇE ıslatın
  • Üzerine kremanın yarısını dökün. Bunun üzerine frambuazları ve bir sıra daha savoyar döşeyin, savoyarları tekrar HAFİFÇE ıslatın
  • Kalan kremayı savoyarları örtecek şekilde dökün, üzeri fazla kabuklanmasın diye streç ile kapatın.
  • Kalıbı buzdolabında 2-3 saat bekletin.
  • Servis yaparken, üzerine kavrulmuş file badem veya frambuaz koyabilirsiniz.

İpuçları

  • Savoyer bisküvilerini çok çok az ıslatmamız gerekiyor. Süt yerine portakal suyu ile de ıslatabilirsiniz. 

Portakallı çikolatalı unsuz kek

Image

Portakallı, çikolatalı unsuz kek

Portakallı çikolatalı kek demek eksik olacak. Glutensiz demek lazım, browni gibi demek lazım, denemeden geçmeyin demek lazım…

Bu unsuz keki, yıllar yıllar önce zengin bir çay sofrası için yapmıştım. Nasıl olsa fotoğraflarım diye, aceleyle götürüp teslim ettim. Sonra da foto falan kalmadı. O kadar çabuk yenmiş ki, o kadar hızlı talep görmüş ki, kimseden foto gelemedi. 😀 o zamandan bu zamana tekrar yaptım, defalarca, ama hiç fotoğraflamak nasip olmadı. Bazı tarifler böyle oluyor işte. Çikolatalı kekler, kahverengi yemekler zaten pek güzel fotoğraf vermez. İnsanı üzer. Işığı iyi ayarlamak gerekir, çevresini renklendirmek gerekir. Çok ama çok dikkatli çekmek gerekir. Burayı takip edenler de bilirler, o konuda maalesef kötüyüm.. Doğruya doğru. Açık hava, geniş açı, manzara, portre çalışmayı severim, (ya da severdim diyelim) ama iş yemek fotoğraflarına gelince, o beceriyi gösteremiyorum. Benim için önemli olan yaratmak, pişirmek, sunmak, yedirmek ve mutlu etmek!

Keki pişirirken bu defa fotoğraf işini atlamamak için, bir kısmını da muffin kalıplarında pişirdim. Tabii miktar küçülünce, pişme süresi de düşüyor. Büyük kalıp 35 dakikada fırından çıktıktan sonra minik muffinleri koydum. 15 dakikada o da pişti, çıktı..

Bu tarifi tekrardan yapmak, bu korona günlerine nasip oldu. Gideceği yerdeki yorgun, gergin, bitkin insancıkları, bu savaşın en önünde savaşanları mutlu edeceğine eminim. Bir saniyecik olsun, o hayhuydan sıyrılıp, o gergin ortamdan kopup, koşturmacadan nefes alıp, gözlerini kapayıp rahatlasalar, bir de gülümseseler benim için yeter! Anladınız siz onu.

Kekimiz fırından çıktıktan sonra, iyice serinlemesini bekliyoruz. Aslında ertesi gün çok daha yoğun bir kıvamı ve tadı oluyor. Üzerini pudra şekeri ve portakal şekerlemesi ile süslemek güzel oluyor. Daha da zenginleştirmek ve Karatay ve Müftüoğlu’nu deli etmek istiyorsanız, yanında kaymaklı dondurma veya krema harika oluyor.

Çok daha rahat, keyifli günlerde, kahkahası bol çay sofralarında yenmesi dileği ile.

Tarife geçelim mi?

Portakallı Çikolatalı unsuz kek

Browni ailesinden, glutensiz, harika yoğun çikolata tadıyla ıslak, enfes bir kek.
Hazırlama Süresi20 mins
Pişirme Süresi35 mins
Türü: Çaylık, Dessert
Porsiyon: -10

Malzemeler

  • 170 gr Bitter çikolata küçük parçalara kırılmış
  • 170 gr tereyağ
  • 4 yumurta
  • 220 gr toz şeker
  • 2 yumurta sarısı
  • 55 gr kakao
  • 1 portakalın kabuğu rendelenecek

tarif-name

  • 25cm çapında kenarları çıkan bir kalıbın içine yağlanmış kağıt serin, çevresini de güzelce yağlayın. Fırını 190 dereceye (alt-üst) ayarlayın.
  • Çikolatayı iri doğrayın. Parça parça kestiğiniz tereyağ ile beraber benmari usulü eritin. Mikrodalgada da eritebilirsiniz.
  • Eriyen tereyağlı çikolata karışımının içine toz şekeri ekleyin, karıştırın. İyice ılınsın.
  • Ilınan karışıma yumurta sarılarını, bütün 4 yumurtayı çırparak ekleyin. Karışımın iyice çırpıldığından emin olun.
  • Portakal kabuğu rendesini, ve kakaoyu da ekleyerek çırpma işini bitirin. Karışımı yağlanmış kalıba dökün, fırında 35 derece pişirin.

Kuskuslu tavuk

Image

Baharatlı tavuk

Hint mi, Fas mı, yoksa uydurmasyon mu bilemedim 😀 Ama her durumda oldu. Hem de süper oldu. Şöyle ki;

Canım acayip tavuk istiyordu. Salata yemekten sıkıldım, mutfakta da biraz eğlenceli bir şeyler yapmak istiyordum. Aklımda, aslında, körili, kremalı tavuk yapıp, yanına da, risotto yapmak vardı. Baharat dolabını karıştırırken, köri tozunu bulamayınca, yönümü “biraz” değiştirmek zorunda kaldım. Elime Hayfene kavanozları geldi. Koklaya koklaya içime en sinen Biryani Baharatı oldu. Sonra gerisi kendiliğinden geldi zaten. Buna o yakışır, o zaman bu gerekir derken tarif oturdu yerine. Pek de güzel oldu söylemesi ayıptır.

Kuru meyveli, baharatlı tavuk

Fas’a hiç gitmedim, keza Hindistan’a da henüz gitmek kısmet olmadı. Ancak meraklı olunca, her ikisinin de yemeklerini denedim. Bol baharat, bazen biraz fazla yağ, ama çok lezzetli geldi bana. Bu yemeği hazırlarken de aklımda BAHARAT vardı. Tavuk tamam, altına ne yapmalı. Bir an, ama sadece bir an, basmati pilavı mı yapsam dedim. Sonra dolapta ince bulguru görünce, o da değişti. Kuru meyvalarla, hafif, puf puf bir pilav olsun dedim. Ortaya bu çıktı… Altında incecik bir bulgurdan pilav, bol kuru meyve, üzerinde yoğun sosuyla lokum gibi pişmiş bir tavuk. Karemelize soğanla yoğunlaşan sosu, her çatalda gelen mayhoş-tatlı kuru meyveler… Hmmmm…

Tarife geçelim mi?

İnce bulgur pilavı yatağında bol baharatlı tavuk

Çok hafif, meyvalı, puf puf bir ince bulgur pilavı, üzerinde karamelize soğanlı, bol baharatlı bir tavuk.
Hazırlama Süresi40 mins
Pişirme Süresi40 mins
Türü: Ana yemek
Porsiyon: 4 porsiyon

Malzemeler

  • 8 parça tavuk kalça şiş
  • 4 adet soğan (kırmızı ve kuru soğan karışık)
  • 3 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı biryan baharatı
  • tuz/karabiber
  • zeytinyağı

Pilavı için

  • 1 su bardağı köftelik bulgur
  • 4 adet kuru kayısı
  • 4 adet kuru erik
  • 6-7 adet çekirdeksiz siyah üzüm
  • kaynar su

tarif-name

  • Soğanları piyazlık olarak doğrayın. Hem kırmızı, hem de kuru soğan kullanmak lezzeti derinleştiriyor.
  • Tencerenin dibini ıslatacak kadar zeytinyağı koyun. Soğanları ekleyin ve kısık ateşte kavurmaya başlayın.
  • İncecik doğradığınız sarımsakları da ekleyin, soğanlar iyice yumuşayıp karamelize olana kadar devam edin. Sonra soğanları başka bir tabağa alın.
  • Tencerenin içine bu defa tavukları koyun, biryani baharatını ekleyin, tuzu, karabiberi ekleyin. Tavukların her tarafı renk değiştirince, 1 bardak kadar su ekleyip, iyice pişirin. Son dakikada kenardaki soğanları ekleyin.

Pilavı için

  • İnce bulguru derin bir kaseye alın. Üzerine tuzu serpin. Kaynamış suyu ince bulgurun 1 parmak üzerine çıkacak kadar ekleyin. Üzerine bir kapak kapatın, suyunu çekecek.
  • Kuru meyvaların hepsini yıkayın, iri iri doğrayın. Sonra üzerine azıcık sıcak su koyarak iyice yumuşamasını sağlayın.

Servis için;

  • Fırını 180 dereceye ısıtın.
  • Bir fırın tabağının dibine, suyunu çekip demlenmiş olan ince bulguru çatalla karıştırarak ve havalandırarak yerleştirin. Üzerine kuru meyvaların yarısını yerleştirin.
  • Pilavın üzerine tavuk parçalarını yerleştirin. Tavuğun sosundan ve soğanları da ilave edin. Tavuğun sosundaki yağ, bütün yemeğe yeterli olacaktır. Tavukların üzerine kalan kuru meyvaları ekleyin.
  • Tabağı fırına koyun. Tavuklar cızırdamaya başladığı zaman (kuru meyvalar da hafifçe kavrulmuş olacak) sofraya gelmeye hazır.

Tavuk Salatası

Image

Yeni evimde ağırlayacağım ikinci misafirlerime yaptım. Yemekten sonra geleceklerdi, “Trafiğe kalmayın, erken gelin uzun oturalım, hadi daha erken gelin” diye başladık. “Aman kendini yorma, hafif hafif” derken menüyü ben tamamladım kafamda. “Valla işi büyütmüyorum, sıcak ana yemek falan yok, salatalar, belki bir börek veya kiş” diye söz verdim. Neyse işin dedikodu kısmını bırakın. Sonunda oldukça maceralı bir hazırlık sonucunda, planladığım uzuuuun menüden sadece iki yemek yapabildim, biri de bu salataydı.  

Kalabalık sofralara güzel bir meze olabilir. Hafif pazar menülerine harika bir yemek olabilir, mangal partilerine götürecek doyurucu bir salata olabilir. Siz nasıl isterseniz o şekilde sunabilirsiniz. Çok “esnek”, çok pratik, çok lezzetli. Artan pişmiş tavuğunuzu değerlendirmek için de bir o kadar güzel bir çözüm.

Servis yaparken isterseniz porsiyonluk bardak veya minik kaselerde ya da şöyle kocaman derin, kristal bir kasede sunabilirsiniz. Yanında tazecik çıtır kabuklu ekmek, gevrek ekşi mayalı bir ekmek veya kıtır kıtır bir galeta. Bakın size çok çok, bir dolu olumlu şey söyledim. Haydi kaldırın totoyu, deneyin, mutfağınıza eğlence, masanıza neşe gelsin.

Jump to Recipe

Tavuk Salatası

Hazırlama Süresi20 mins
Pişirme Süresi20 mins
Toplam Süre40 mins
Türü: Ana yemek, Salatalar
Porsiyon: 6
Kalori: 247kcal

Malzemeler

  • 2 bardak Pişmiş tavuk küp veya iri parçalara bölünmüş
  • 4 sap kereviz
  • 2 adet kırmızı elma
  • 1 bardak ceviz İri doğranmış
  • 1 avuç maydanoz incecik kıyılmış

Sosu için

  • 1/2 bardak yoğurt süzme veya laktozsuz
  • 1/2 bardak mayonez
  • 2 tatlı kaşığı hardal
  • 1/2 limonun suyu
  • tuz / karabiber

tarif-name

  • Tavukları haşlayın; suyunu süzün, ılınınca da kuşbaşı gibi yapın. Ya daaaaa, daha önceden pişmiş tavuklarınız varsa kuşbaşı yapın.
  • Elmaları iyice yıkayın. KABUKLARINI SOYMAYIN. Önce 8 dilime ayırın, çekirdeklerini çıkarıp ince ince dilimleyin. Maydanozun bir kısmını süsleme için ayırın.
  • Kereviz saplarını ince ince dilimleyin. Eğer kereviz sapınız yoksa, bir minik kerevizi rendeleyip kullanabilirsiniz.
  • Cevizleri iri iri kıyın. Maydanozları incecik kıyın.
  • Bir kavanozda sos malzemesini güzelce karıştırın.
  • Bütün malzemeyi derin bir kasede güzelce karıştırın. En son üzerine ayırdığınız maydanozları da serpin.

İpuçları

  • Tavuk haşlarken suyuna 1 defne yaprağı attığınız zaman hem tavuk suyunun tadı/kokusu hem de tavuğun daha lezzetli olduğunu göreceksiniz. 
  • Yoğurt olarak laktozsuz yoğurt veya süzme yoğurt kullanın. Daha az sulanır, hem tadı da çok ekşi / tuzlu değildir.
  • Kereviz sapları büyük marketlerde var (ERTÜST tarım yapıyor) ama bulamazsanız kerevizi rendeleyerek veya kürdan gibi doğrayarak kullanabilirsiniz. 
  • Servis yaparken yanına ekşi maya incecik kızarmış ekmek veya kıtır galeta çok yakışıyor. 

Tart Tatin

Image

Tart tatin

Eski, son derece klasik, basit ve leziz bir tart. Nedense, hep elmalısı yapılır (ki ben de ilk seferinde elmalı denedim) ama armut ve hatta ayva ile de deneyeceğim. Denenmeli. Bir alt-üst keki gibi, ama tart. Gerçekten, ama gerçekten çok basit. Tek zorluğu hem ocak üstünde hem fırında kullanılabilecek bir metal kap.

Elmalı tart tatin… Aynı tarifle armutlu veya hatta ayvalı da deneyebilirsiniz.

Bundan hatırlayamayacağım kadar uzun bir zaman önce deneyip aşık olmuştum. İlla yapmalıyım diye niyetlendim, sonra uygun kap bulamamaktan dolayı hep erteledim. Zaman zaman deneme arzusu depreşse de, evdeki kalıplara yenisini eklememek adına (ne yalan ama, durup durup silikon kalıp alan kim acaba?) erteledim. Sonunda, Göbeklitepe için Urfa’ya gittiğimizde karşıma bakırcılar, ve kalın dipli bakır sahanlar çıkınca, renklerine de vurulup aldım. Ha, bu dediğimin üzerinden de aylar geçti o başka. Yani uzun lafın kısası, hep aklımda olan, ama bir türlü “kısmet” olmayan bir tatlı, sonunda yapıldı efendim!

Son derece basit dedim ya, acil tarafından tarife geçiyorum:

Devamı için tık / Press to read more

Tuzlu muffin, glütensiz

Image

Bir glütensiz modasıdır gidiyor. Eskiden çevremizde nadiren duyduğumuz çölyak hastalarının derdiydi glütensiz beslenmek, ve evet çok zorlanırlardı. Ancak şimdi, tohumların değişmesi, pişirmek tekniklerinin veya katkı maddelerinin bozulması, bünyelerin değişmesi neticesinde bütün toplumda birden glüten alerjisi baş gösterdi. Bunun ne kadarı gerçekten glüteni tamamen kesme gerektiriyor tartışılır, birazı da moda, etki-tepki meselesi sanki. Kabul etmem lazım, ara ara glütensiz beslenmek de iyi oluyor. Vücut dinleniyor.

Uzun uzun glüteni anlatmayacağım. Bu konuda uzmanlığım yok. Ama bu mısırunlu muffinler acayip oldu. Onu anlatacağım.

Tuzlu muffin

Mısırunu ile ilk tanışmam, balık lokantalarındaki mısır ekmekleri ile oldu. Hele bir de pofuduk, olanlardansa, taze taze, sıcacık, bir tepsi yiyebileceğimi keşfettim. (Evet, kazanla aşureden sonra, tepsiyle mısır ekmeğini de gömerim. Ay ne ayıp!!! Valide sultanın kızına yakışıyor mu?) 🙂 Daha sonrasında Karadeniz turunda mıhlama, sonra İtalya’da polenta, vs vs… Mısırunu severim yani.

Geçenlerde bir arkadaşın yaşgünü için tuzlu birşeyler yapayım derken, bkz ilk paragraf glütensiz birşeyler olsun diye planlarken, aklıma mısırunu geldi. Mısır ekmeği tadında, ama malzemeli olsun, çay sofrasına yakışsın dedim. Glütensiz olduğu için poğaça yapmak riskli geldi, o zaman kalıplarda pişiririm, kekçik olur dedim. Çok da iyi demişim!

Buyurun tarife….

Devamı için tık / Press to read more

Kavun likörü

Image

Kremalı kavun likörü

Evde bir dolap dolusu yemek kitabım var. Eskiler, yeniler, referans kitapları, yemek romanları, annemin biz çocukken topladığı gazete tarifleri daha neler neler. Bunlar yetmezmiş gibi, dijitalleştikçe, sosyal medyada da bir dolu yemek içmek ile ilgili hesabı takip ediyorum. Bazıları sadece süsleme önerileri için, bazıları sağlıklı tarifleri için, bazıları abur cubur ve şeytani zararlı tatlıları için. Bazılarını hayranlıkla, diğerlerini saygıyla, hatta özenerek takip ediyorum. İçlerinde rusça olanları da var, italyanca, fransızca ve hatta hangi dilde olduğunu anlamadıklarım bile var. Her şey görsel artık ne yapalım.

Lafı uzatmayayım, FattoinCasadeBenedetta da bunlardan biri. Uzun zamandır takipteyim Benedetta’yı. Tamamen italyanca, ama çok anlaşılır. Tamam, tamam, fransızcadan benzetip çıkarıyorum bir dolu yerini de. Hatun kişi, hamarat Ayşe teyze formunda başladı ilk videolarına. Şimdi İtaya’nın ünlü bir un sponsoru ile işleri ilerletti. Harika tarifler hazırlıyor. Takip edin derim.

Kavun likörü

İşte onun tariflerinden biri. Kavun likörü. 😀

Vişne liköründen ve çilekli liköre alternatif bulma hevesiyle atladım üstüne… Kokulu bir kavun ile başladım işe. Sonuç, güzel!!! Buyurun tarifine.

Devamı için tık / Press to read more

Ayşe salatası

Image

Yazın en güzel tarafı, yemeklerin de soğuk çeşitlenmesi. Yani artık sıcak çorbalar, etli, kıymalı yemekler yok, ya da daha az diyelim. Alternatifleri buz gibi bir karpuz salatası yanında nefis bir patlıcanlı pilav, imam bayıldılar. Bütün yaz sebzeleri salata olmaya çok müsait. Patlıcanı saymıyorum bile, ama fasülyenin de illa domatesli, zeytinyağlısı olacak demek değil. Misal, ben genelde börülcenin salatasını yaparım. Buharda haşlayıp, sıcakken üzerine sarımsaklı, sirkeli zeytinyağı döker, sıkıca kapardım. Bütün sosu çekince de etin yanında harika bir yancı olur. Denemenizi tavsiye ederim.

Bu defa, börülce bulamadım, ayşekadınla yaptım. Ama biraz daha “zenginleştirdim”. Malum börülce daha halk ism, ama Ayşe Kadın! Tamam tamam, çalı daha sosyetik. 😀

Ayşeleri önce güzelce yıkadım, sonra ayıkladım. Ben bütün sebzeleri bıçak değdirmeden ÖNCE yıkıyorum. Sanki kesik yerlerinden vitaminleri kaçacakmış gibi geliyor bana. Komik miyim neyim? Ayıklanmış fasülyeleri irice doğradım. Şöyle 3’er parmak kadar ki, çatala kolay gelsin diye. Sonra da buharda güzelce haşladım. Eğer fasülyenin çok tazeyse, 10-15 dakika haşlamak yetiyor, yok olmadıysa, cinsine bağlı tabii, boncuk ayşe ise mesela, biraz daha gerekebilir. Dikkat edin de, kıtırlığı kaçmasın, hafif dişe gelsin.

Ayşe’ler pişerken, sosunu hazırlıyorum;

  • Zeytinyağı,
  • Limon
  • Azıcık hardal
  • 3-5 nane yaprağı
  • maydanoz
  • Tuz
  • 2 diş sarımsak çentilmiş,

Maydanoz ve naneleri incecik doğrayıp sosa ekliyorum. Diğer yerde, zenginleştirelim dedik ya,

Ayşe fasülye için badem ve susamı kavurdum
  • 1 avuç file badem
  • 2 yemek kaşığı susam

Bunları da güzelce kavuruyorum. Renkleri değişince, önce sosa, sonra da sosu sıcak buharı üzerindeki ayşeye ekliyorum. Yine klasik, “kapağını kapa, sosu çeksin” kuralı geçerli.

Ilınınca, servise hazırdır efendim. Buyurunuz hafif, mayhoş, alternatif salata!

Ayşe salata

Baharatlı portakal marmeladı

Image

Portakal ve her türlü narenciye lezzetine hastayım. Mandalinadan turunca, bergamottan portakala hepsinin reçelini yerim. Ki, ben reçel sevmem. Yani kahvaltıda tatlı sevmem. Ama o narenciye ve turunçgil reçelleri benim için reçel değil, şekerleme. Kabuğundan gelen o hafif acılığın hastasıyım. Reçelini yapamazsam şekerlemesini yaparım. Da, bu defa öyle değil. Ciddi ciddi reçel yaptım. Hem de kabuksuz. Tam fransız usulü. Yok yanlış oldu. Bu reçel değil, marmelat. Sürmelik…

Liseden bir arkadaşım hastasıymış bu reçelin. Aman ne olur denesene dedi. İkiletmedim. Zencefilli, tarçınlı portakal reçeli veya marmeladı. Yani o derece birşey oldu ki, reçel sevmeyen oğluş bile beğendi, harika olmuş dedi.

Önce isim geldi. Zencefilli portakal reçeli. Sonra internet, biraz hayal gücü, bolca okuma. Sonra, www.portakalbahcem.com dan yafa portakalları. Marketten tazecik zencefiller. Eh bana da mutfağa girmek kaldı.

İşlem başlasın;

Devamı için tık / Press to read more

Havuçlu kek

Image

Havuçlu kek

Uzun zamandır, havuçlu kek yapma niyetindeydim. Araya dekorasyon işler, derken bir kaç heykel-seramik önceliği girince bu istek küllendi. Taa ki, bir arkadaşa kahvaltıya gidene kadar. Elim boş gitmek istemedim, tam fırsat doğdu anlayacağınız. Üzerindeki ölü toprağını atıp mutfağa daldım. Pardon. öncesinde internete ve evdeki yıllardır biriken kitap külliyatına daldım demek daha doğru olur.

Öncesinde bir dolu web sayfasını döndüm. BBC’sinden Guardian’ına, takip ettiğim bloggerlardan, geniş kapsamlı web sayfalarına hepsini araştırdım. Bir dolu tarifi karşılaştırdım. Sonunda ortak ve farklı noktaları çıkardım. Oturdum kendi tarifimi yarattım. Ortaya çıkan keki ben beğendim, yiyenler beğendi. Umarım sizler de beğenirsiniz.

Öncelikle fark ettim ki, onlarca tarif içinde bir çok nokta ortak. Misal hiç birinde süt veya kefir gibi “sulandırıcı” bir unsur yok. Hepsinde sıvı yağ kullanılıyor. Ceviz ve kuru üzüm bir çoğunda var. Kuru üzüm kullanan şekeri azaltıyor, ceviz kullanan yağı düşürüyor vs. Ancak esas ayrılıklar, kullanılan baharatlarda ve havuçta ortaya çıkıyor. Benim olmazsa olmazım tarçın, zencefil ve karanfil tabii ki. Buna ilave olarak azıcık da kakule ve muskat ilave ettiğimi itiraf etmem lazım.

Havuçlu kek

Sevgili @femelle.tr, son postunda pişmiş havucun şeker oranının arttığını söylemesiyle, havucu da pişirip öyle ekledim, böylece şeker miktarını biraz daha düşürdüm.

Haydi, daha fazla uzatmadan tarife buyurun…

Devamı için tık / Press to read more

Fırında ıspanak mücveri (10 porsiyon, 148kal)

Image

Yazılı defterlerden dijital ortama taşıma bahanesiyle, eski tarifleri de elden geçiriyorum arada. Annemin benden daha yaşlı defterleri ile başladım. Akan uçan mürekkeplerden kurtardığım, denendiğine emin olduğum tarifleri aktarıyorum buraya. Kendi defterlerim, oraya buraya sıkışıp kalmış bölük pörçük tarifleri de aktarmak güzel oluyor. İtiraf etmem lazım, ben de eskiye dönük bir şey aradığım zaman, önce buraya bakıyorum artık. Bu tarifi de aktarmak istedim. Sadece güzel bir sebze yemeği olduğu için değil, pazılı, pırasalı da yapılabileceği için, kenarda kalması için. Ama aktarmadan önce foto lazım, yani yeniden yapmak lazım… E hadi mutfağa…

Geçenlerde, tırıs tırıs karamelli muhallebi tarifini aradım. Annemin lime lime olmuş defterini altüst ettim yok! Kardeşime vermiştim denemesi için, o da bulamadı. Sonunda burada buldum. Allahtan yazmışım, dijital arşive eklemişim.

Bu ıspanaklı fırın mücver tarifini de “ıspanak sufle” diye kaydetmişim. Bir dönem, sufle, parfe, mus gibi terimler, olur olmadık yemeklere bir ünvan gibi madalya gibi eklenirdi. Sufle yapımı ile alakası olmayan, ama sufle gibi kabarıp puf puf olmaya aday (bakın olan bile değil) yemeklere sufle, bütün şanti-ürünü dondurmalara parfe denirdi. Bu her ne kadar “malzeme vardı da biz mi yapmadık” mantığından çıkan bir isimlendirme olsa bile, kendi mutfağımızı -biraz da- yeren bir yabancı hayranlığıdır bence. Güzelim mücver kelimesi dururken sufle ne alaka ? Yapımı bile benzemiyor?

Bu kadar öz eleştiriden sonra dönelim, bu harika sebze böreği veya mücverimize. Bu tarifi her ne kadar ıspanakla yaptıysam da, pazı ile de yapabilirsiniz. Hatta hatta incecik kesilip sotelenerek yumuşamış pırasa ile bile olur. Hem kolay, hem bereketli, hem lezzetli, hem de gösterişli.

Başlayalım mı?

Enfes bir eşlikçi. Fırında brüksel lahanası

Image

Fırında brüksel lahanası

Yılbaşı üstü hala etrafta ışıklar, süslemeler varken, havada kar kokusu, dükkanlarda “hediye değişimi sezonu” başlamışken misafir gelecekti. Mezeler, zeytinyağlılar, ana yemek derken, bir eşlikçi lazım, aklıma brüksel lahanası geldi. Daha doğrusu, markette görünce aklıma ve hemen sepetime düştü.

Kış sebzelerinden brüksel lahanası biraz yabancıdır bana. Soframıza pek sık uğramaz, uğrasa da kabaca haşlanıp az tereyağında sotelenip de gelir. Oysa mutlaka daha enteresan birşeyler yapılabilmeli diye düşündüm, taşındım. Haşlamadan ne yapılır ? Izgara veya fırın. Doğruya doğru, ızgara yapmak için pek minikler, başa çıkmaz, geriye tek seçenek fırın kalıyor. Hmmm, peki, başka? derken, ortaya bu çıktı. Artık yaratıcılık mı, uydurmasyon mu dersiniz bilemedim, ama çok lezzetli olduğunu söylemem lazım.

Malzemeler

  • Brokoli
  • Brüksel lahanası
  • Arpacık soğan veya iri doğranmış kırmızı soğan
  • sarımsak
  • kekik
  • varsa taze mercan köşk
  • Armut
  • Çam fıstığı
  • Dut veya keçiboynuzu pekmezi
  • zeytinyağı
  • tuz-karabiber

Miktarları özellikle belirtmedim, sonuçta misafirinize, kaç kişi için hazırladığınıza göre değişir. Hepsinden birer avuç yaptığınız zaman bile, 4-5 kişiye yetecek kadar eşlikçi çıkıyor.

Brokolileri çiçek çiçek ayırıyorum. Yıkıyorum.

Brüksel lahanalarını çıtır yaprağa ulaşacak kadar soyup uzunlamasına ortadan ikiye bölüyorum.

Sarımsak dişlerini soyuyorum, arpacık soğanları sadece soyup bütün bırakıyorum. Eğer arpacık soğan yoksa, kırmızı soğanları kocaman kocaman dilimliyorum.

Armutu da çatala gelecek gibi küp küp bölüyorum.

Sonra derin bir kabın dibine bolca zeytinyağı, 2-3 yemek kaşığı kadar pekmez, tuz ve karabiber koyup hepsini güzelce harmanlıyorum.

Brüksel lahanası

Mercan köşkü kabaca koparıp sebzelerle beraber hepsini harmanlıyorum. kekiği ekliyorum. Dikkat edilecek nokta, hepsinin pekmez ve zeytinyağına bulanması. Sonra, üzerini kapatıp dinlendiriyorum. Böylece bütün sebzeler pekmezin ve baharatların tadını içine çekiyor.

Gerisi bildiğiniz gibi. Misafirler sofraya oturduğu zaman, daha ilk çatal ağıza girmeden (nasıl zamanlama ama 🙂 ) bütün karışım bir fırın kabına yayılıyor ve fırına atılıyor. 180 derece gibi bir sıcaklıkta, 30-35 dakikada mis gibi kızarıp pişiyor. Doğru sofraya. Artık fırın tavukla mı, incik ile mi, tandırın yanına mı, yoksa hindi butuna mı eşlik eder, orası size kalmış.

Her lokmasında ayrı bir lezzet olan, harika bir sebze yemeği. Seçici misafirleriniz için birebir. Sadece eşlikçi değil, vejeteryan veya vegan sofralara da gayet güzel oturacak bir yemek.

Çeşitleme

Aynı yemeğin veya eşlikçinin çeşitlemesi de mümkün. Misal;

Brüksel lahanası fırın
  • Armut yerine veya yanına ayva.
  • Pekmez yerine veya yanına nar ekşisi
  • Bir avuç mantar bütün olarak bırakılmış
  • Tazecik minicik patatesler
  • İri doğranmış havuç

Aman ana fikri unutmayın. 🙂

Karamelli krema

Image

Valide sultanın nostaljik defterinden bir tarif daha. Hiç hatırlamadığını itiraf etti. Aaa yapmış mıyım öyle bir şey diyor gülerek. Onun için varsa yoksa, vanilyalı ay, peynirli bisküvi. Tariflerin pek çoğunu hatırlamıyor. Belli ki dost sofralarında yenmiş, beğenilmiş, veya ayıp olmasın diye tarifi alınmış, sonra da unutulup gitmiş. Şimdi, kısmet banaymış, eski eprimiş sayfalardan fırlıyor tarifler, yeniden sofraya geliyor.

Karameli bir ben çok severim bir de teyzoşum. Gerçi sevmeyeni yoktur ama biz pek bir düşkünüz. Eğer birşeyin içinde karamel varsa tamamdır. Garanti.

Karamelli muhallebi

Durum böyleyken, defterde karamelli krema diye görünce, tabiri caizse üzerine atladım. Tama krema diye bir alafrangalaşma çabası var, ama bildiğin muhallebi çıktı içinden. Ama her zaman yaptıklarımızdan farklı. Sonuç, mükemmel. Daha tencerede kalanı sıyırırken içine düşüyordum. O derece yani.

Haydi yapımına geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Kabak müttebel

Image

Kabaklı müttebel

Evdeki yemek kitaplarına dönüp dönüp bakmak en büyük zevkim. Boş zamanlarımda veya misafire hazırlanırken, sadece internet değil, kitaplar, eski defterler de en büyük esin kaynağım. Mutfak dolaplarımdan biri tamamen yemek kitaplarına ayrılmış durumda. Gözüme kestirdiğim yeni kitapları da ekliyorum. Ya da sevgili dostlarım, arkadaşlarım getiriyor. Sadece kitap mı? Annesinden kalan, ninesinin dolabında ortaya çıkan eski tarif defterleri de bu dolapta yerini buluyor.

İşte son keşiflerimden biri, yaşgünümde (kimbilir hangi?) gelen bir Lübnan Mutfağı kitabı. Amin Maalouf’un önsözü ile, muhteşem bir kitap. Tamam, çevirisi belki harikalar yaratmıyor, ama çok anlaşılır, çok özendirici – ki bu yemek kitapları için en önemli kriterimdir, yapmaya özendirmesi lazım – bir kitap. Her tarifin fotoğrafı yok, olsun, yine de anlatım detay iyi, yeterli.

Uzun lafın kısası, birkaç malzeme sıkıntısıyla, her tarif denenebilir seviyede. Malzeme sıkıntısı derken, portakal çiçeği suyundan bahsediyorum. Aslında Adana’da veya Antalya’da, portakal çiçeği cenneti yerlerde olması lazım diye düşünüyorum. Ama işte internet alışveriş sitelerinde bulamadım. Yok yok yok. Halbuki ne güzel olur. Gülsuyu gibi herhalde, ama mis gibi portakal kokan bir su..

Kabak müttebel

Bir diğer malzeme de, baharatlar olacak diye korktum. Hep bildiğimiz baharatlar, ancak farklı karışımlar kullanıyorlar. Misal, 7 baharat karışımı, 5 baharat karışımı. Neyse ki, kitabın arkasındaki referanslar kısmında detayları var. Evdeki kahve değirmeni ile 2 dakikada yapıverdim. Ve itiraf ediyorum BA_YIL_DIM!

Kitapta, ilk aklıma yatan, mutlaka denenecek tarifleri işaretledim, ilk fırsatta da, yaptım. İşte bugünkü tarif onlardan biri.. Kabak müttebel. 

Müttebel, tahinli bir sos. Buna isterseniz közlenmiş patlıcan isterseniz közlenmiş (?) kabak, veya kavrulmuş pazı saplarını (!!) ekleyebilirsiniz.  Pazı dolması yaptınız, sapları kaldı, hemen kavurun, karıştırın. Muhteşem bir salata veya meze. Kabağı közlemenin de amacı, fazla suyunu salmasını önlemek. Kabakları temizleyin, ortadan ikiye kesin, üzerine azıcık tuz, karabiber, doğru fırına. Yumuşayınca, kaşık ile çok iriyse eğer çekirdeklerini sıyırıp atın. İşte bu kadar…

Tarifin detaylarına geçiyorummmmm…

Devamı için tık / Press to read more

7 baharat karışımı

Image

Lübnan mutfağının en güzel baharat karışımlarından biri. Bir kahve değirmeniniz varsa tamamdır.

  • yarım muskat
  • 1 çorba kaşığı tane karabiber
  • 1 çorba kaşığı tane kişniş
  • 1 çorba kaşığı kimyon
  • 1 çorba kaşığı karanfil
  • 1 adet çubuk tarçın
  • 10 kapsül kakulenin tohumları

Hepsini kahve değirmeninden geçirin. Kavanozda saklayın.

Anneanne kurabiyesi

Image

Her evde bir anane kurabiyesi vardır değil mi? (Sahi anane mi anneanne mi yazayım karar veremedim. Doğrusu uzun olanı biliyorum, ama diğeri daha karakterine uymuyor mu? Çocuksu, naif 🙂 )

Anneanne kurabiyesi

Anane kurabiyesi allengirli bir tarif değildir, sadedir, hadi en fazla üzerinde vişne bubuğu vardır. Malzemeleri evde mutlaka vardır. Çabucak yapılır, fırına gider, sonra da, soğuk ve karanlık kış ikindilerini şenlendirir.

Bu kurabiye bana çocukluğumu hatırlatır. Sıcak yaz günlerinde, deniz dönüşü, daha saçlar ıslakken, arkadan arkadan dalga sesini bastıran karga sesleri ve elbette incir ağacı kokusu. Benim tercihim vişne şerbeti eşliğinde, ama süt seven için buz gibi süte de eşlik edebilir, yok olmaz illa çay derseniz ona da uyar.

Bir ev düşünün, 3 katlı, kocaman, ferah odaları olan. Merdivenlerden çocuklar koşarak iniyor, çıkıyor, bahçedeki erik ağacını yağmalıyorlar zamanından önce. Evin beslemesi, aile büyükleri, hep bir arada. Sofra kalabalık, Birinin yediğini öbürü yemez, her mideye ayrı hitap edilir. Dolayısıyla, mutfak harıl harıl. İşte bu kurabiye de, üzerine vişne tanesi ile büyük oğlana, uzun uzun yapınca büyük kıza, top top yapıp üzeri çatlak çatlak olanlar da, küçük kıza gidiyor.

Tarif ananemden. 🙂 Ama eminim sizin de yediğiniz bir kurabiye çıkacak ortaya. Dolayısıyla, eski çok eski bir tarif. Suyun öteki yakasından gelirken mi getirmişler, yoksa zaten herkes benzer bir kurabiyeyi mi yaparmış, bilemiyorum. Ama yumuşak, kocaman, dışı kıtır, içi daha dişlenebilir bir kıvam.

Başlayalım mı?

Devamı için tık / Press to read more