
Yaş aldıkça, glutene olan direncim artıyor. Bir iki gün üst üste beyaz ekmek veya rafine unlu bir şeyler yiyince vücudum yeter, dur biraz diyor. Mecbur söz dinliyorum. En iyi yaptığım şeydir. Söz dinlemek. Her zaman uysal (hatta fazla uysal) bir çocuk oldum. Neyse o başka hikaye. Vücudumu dinleyip de glutenden uzak durmak gerekince, ilk 1 hafta falan zorlanmış olsam da, sonrası su gibi akıp geçti. Pofuduk karabuğday ekmeği de buldum, aşure de. Tamam, amaç zayıflamaksa daha uslu durmak tabii, ama lezzetten de ödün vermeden devam edelim yahu.
Bu glutensiz dönemde, misafir çağırmak biraz zahmetli oldu. Hem lezzetli, hem şık, hem de glutensiz olcak deyince bayağı dolandım, kitap karıştırdım. Glutensiz deyince, pek çok adını bile duymadığım, daha önce hiç kullanmadığım malzeme çıktı karşıma. Hani karabuğdaya alıştım artık, ama karnıyarık otu almaya cesaret edemedim.
Bu denediğim tarif pek hoş oldu. İşin güzel yanı, çeşit çeşit sebze veya tart içi ile hazırlanıyor olması. Tuzlu bir kek hamuru gibi yapıyoruz, hamuru ikiye bölüp, yarısını altına, yarısını üstüne döküp fırında pişiriyoruz. Gayet lezzetli, (kullandığınız malzemenin kalitesi tabii ki çok önemli) hem doyurucu, hem de glutensiz. Kullandığınız malzeme deyince, ana malzememiz tahin. Çok eskimemiş, acılaşmamış olduğundan emin olun. Yağının ayrılmış olması sorun değil ama, dolabın köşesinde kalmış bir tahin, zamanla acısını veriyor. Malzemeyi, yemeği bozmasın. Emeğimize yazık.
İlk denememi ıspanaklı pazılı yaptım:
Ispanak ve pazıları iri doğrayıp hafifçe soteledim, içine peynir rendesi, az acı biber, bol yeşil soğan.
İkinci denememi pırasalı yaptım:
İncecik kestiğim pırasaları iyice soteledim, yumuşadı, sonra da hafif karamelize oldu. İçine bir avuç dolmalık üzüm ekledim.
Üçüncü denemem, anam babam usulü olacak. Bol keçi peyniri, maydanoz. Devamı da gelir zaten.
Hemen hamurun tarifine geçiyorum. Aslında bilinmedik bir şey değil, tahin ekmeği çok yapıldı. Onun daha sulusu.
Glutensiz tuzlu tart
Malzemeler
- 1 bardak tahin Taze olmasına dikkat edin. Acı olmasın.
- 2 çorba kaşığı yoğurt kefir de kullandım.
- 4 adet yumurta
- 1 tutam tuz
- 1 paket kabartma tozu
tarif-name
- Yumurtaları yoğurt, tuz ve kabartma tozu ile omlet gibi çırpın.
- Tahini ekleyin. Hepsini güzelce karıştırın.
- 26cmlik tepsinizin altını hamur ile kaplayın. Bir kısmını üzerine kullanacağız, ayırın.
- Araya tart malzemenizi yerleştirin.
- Üzerine kaşık kaşık hamurun geri kalanını ekleyin. Her tarafını kapaması şart değil, ama servis yaparken de kolaylık olması açısından güzel olur.
- Üzerini susam ve çörekotu ile süsleyin.
- 180 derece fırında, üstü kızarana kadar pişirin.








Bu ara grisiniye taktım. 2-3 tarif denedim, olmadı, sevemedim. Aradığımı bulamadım. Şöyle gerçekten kıtır kıtır, yumuşamayacak bir tarif istiyordum. Neyse onu aramaya devam ederken araya başka lezzetler girdi, unuttum. Derken valide sultanın yemek defterinde karşıma baton sale çıktı. Olur mu olur… Çocukluğumun pastane tuzlusu. Ne çok alırdık. Üzeri bol yumurta sarılı, bol çörekotlu. Bayılırdım. Kolları sıvadım daldım…
Tart, pay, kiş familyasının en sade üyesi galettir. Kalıp istemez, düzgün açmayı gerektirmez, Aman kalıba küçük geldi, yama yaptım, kalın oldu, ortası yırtıldı, yok kenarları düzgün olmadı, uğraştırmaz. Hem meyveli, hem tuzlu pek ala da yapılır. Arada değiştirmeniz gereken tek şey, hamurundaki şeker miktarı olacaktır. Yoksa hamurun geri kalanı tamamen aynı. Un-Yağ-soğuk su.
Bu tarifi 3 defa yaptım. İlkinde rende kaşar kullandım. Fırından çıkınca ılık ılık enfesti, ama soğuyunca, erimiş kaşarlar sertleşince esprisi gitti. Daha sonra keçi peyniri kullandım. Biraz fazla güçlü geldi tadı. Hani ben seviyorum tamam ama, herkes o kadar aromalı sevmeyebilir. Son denememde ise “süzme beyaz” dedikleri peynirden kullandım. Bu beyaz peynirden daha keskin ama daha kıvamlı bir peynir. Soğuduğu zaman yumuşaklığını kaybetmiyor, tadı beyaz peynirden daha belirgin.
Annem tutucudur. Aldığı peynir markasından, gittiği yere kadar, yeni birşey denemeyi sevmez. Korkarım yaşlandıkça böyle oluyor. Biz de mi öyle olacağız bilemem. Ben belki azıcık durulurum, macera yaşamaktan, eski garanti tariflere dönerim. Ama içimdeki çocuk yaşadığı sürece yenilikleri takip edeceğim sanırım, ve umarım.
Neyse sizin de içinizi karartmadan mutfağa dönelim. Ne demiştik, yeni bir dönem başlıyor. Yazı tembel teneke şeklinde geçirdikten sonra, okullar da başlayınca, ben de çalışmaya başladım. Uzun tam tamına 12 haftalık bir spor protein kas döneminden çıkan oğluşa yine aynı tempo ve gazla proteinli kahvaltılar hazırlamak lazım. Dedim ve başladım.
Route de Vin…. Bir grup arkadaşım 2015’te bu turu yapıp da fotoğraflarını paylaştığından beri, yolculuk aklıma düştü. En doğru mevsim ne zamandır, nerelere uğramak lazım, nereden uçulacak vs hepsini planlayıp durdum, sonrasında nihayet zamanı geldi. Baden-Baden’e uçup oradan Strazburg’a geçtik. Araba kiralayıp Colmar’a kadar devam ettik. Muhteşem köylerden geçtik, harika yemekler yedik, çok güzel anılarla döndük.
İtiraf zamanı, ben çorbasını çok severim. Bol sütlü yaptığım zaman, oğluşa da süt çorbası diye içirmişliğim var. Ancak kızartma ile uğraşmak istemedim, annemin köftesi çok uzun ve zahmetliydi, ama internette önüme çıkan bu köftecikler, tam da benim sevdiğim gibi, muffin kalıplarında pişmesi ve son derece de kolay hazırlanmasıyla çok cazipti.
Önce fırını 210 dereceye ayarlayın. Isınması zaman alacağı için ilk işimiz bu olsun.
Fırın tepsisine yağlanmış kağıdı serin. Sonra, istediğiniz topların büyüklüğüne göre;
Bir itiraf daha, bunu son yıl içinde 3 defa yaptım. Her seferinde, arkadaşların davetlerine, ikramlarına hazırladım. Ama sunum sırasında orada değildim, dolayısıyla pişmiş halinin fotoğraflanması istediğim kadar detaylı ve çeşitli olamadı. İlkinde, evsahibesi, “valla ben sofraya oturana kadar paylaşmışlardı, bitmişti” diye sadece 1 dilimin fotoğrafını gönderebildi. İkinci ve üçüncüde ise, bütün tartın fotosu vardı. Neyse, sonunda bir davet için ben yeniden pişirince, bizzat evde ikramlayınca, daha detay fotoğraflayabildim.



