Limonlu pelte-pasta

Image

Eski tarifleri yazacağım demiştim ya, işte yeni bir ESKİ tarif. Ben bunu Güner teyzenin limonlusu diye buldum annemin defterinde. Sonra aslını Alev’den öğrendim. Alev, Güner teyzenin kızı. İlkokul arkadaşım. Meğer bu limonlu tatlı, Güner teyzenin TEYZESİNİN tarifiymiş, bu demektir ki, yaklaşık 100 yıllık bir tariften bahsediyoruz !

Annemin bize yaptığı favori tatlılardan bir tanesi portakal peltesiydi. Hem hafif, hem tatlı, hem basit. Daha ne olsun? Kaselerde dondurur, sonra tabağa ters çevirir yerdik. Bıngıl bıngıl tabakta dans etmesi çocukken çok hoşumuza giderdi. Babannem paluze derdi, biz pelte.

Günerin limonlusu, ekşi ekşi bir tarif. Peltemsi, ama biraz daha “havalı”. İçinizi ferahlatan, hafif mi hafif bir tatlı. İsterseniz servis tabağına yapın, sofraya bütün olarak getirin, dilim dilim servis yapın, isterseniz porsiyonlu olarak yapın. Kokulu limonlarla yaptığınız zaman mis gibi ! Tabağa ters çevirerek de servis yapabilirsiniz. Ama eğer küçük bir kalıba yaptıysanız (ki bu tarif 25-25’lik bir kare kalıba iyi oluyor) o zaman çok yüksek olacağı için “yıkılma” riski var. O yüzden ilk yaptığınızda, bireysel kaplara yapmanızı ve sonra büyük bir kaba yapmanızı tavsiye ederim.

Tarife geçelim mi?

Limonlu pelte-pasta

Limonlu, beş dakikada pişen, çabucak olan hafif mi hafif enfes bir lezzet.
Hazırlama Süresi10 mins
Pişirme Süresi5 mins
Bekleme süresi2 hrs
Türü: Çaylık, Tatlı
Porsiyon: 6
Kalori: 150kcal

Malzemeler

Kreması

  • 2 yumurta
  • 1,5 limonun suyu
  • 1 limonun kabuğu
  • 2 ç.kaşığı nişasta
  • 7 ç.kaşığı toz şeker
  • 100 gr. tereyağ
  • 2 bardak su
  • 1 paket vanilya

İçine

  • 12 adet savoyer (kedi dili) bisküvisi
  • 1/2 bardak süt
  • 1 paket frambuaz

tarif-name

  • Krema için gereken bütün malzemeleri bir tencereye koyun. İyice çırpın.
  • Orta ateşte, koyulaşana kadar pişirin.
  • 3 parmak derinliğinde 25-25 ölçüsünde bir kabı hafifçe ıslatın.
  • En alta bir sıra savoyer bisküvilerini dizin. Süt ile HAFİFÇE ıslatın
  • Üzerine kremanın yarısını dökün. Bunun üzerine frambuazları ve bir sıra daha savoyar döşeyin, savoyarları tekrar HAFİFÇE ıslatın
  • Kalan kremayı savoyarları örtecek şekilde dökün, üzeri fazla kabuklanmasın diye streç ile kapatın.
  • Kalıbı buzdolabında 2-3 saat bekletin.
  • Servis yaparken, üzerine kavrulmuş file badem veya frambuaz koyabilirsiniz.

İpuçları

  • Savoyer bisküvilerini çok çok az ıslatmamız gerekiyor. Süt yerine portakal suyu ile de ıslatabilirsiniz. 

Tart Tatin

Image

Tart tatin

Eski, son derece klasik, basit ve leziz bir tart. Nedense, hep elmalısı yapılır (ki ben de ilk seferinde elmalı denedim) ama armut ve hatta ayva ile de deneyeceğim. Denenmeli. Bir alt-üst keki gibi, ama tart. Gerçekten, ama gerçekten çok basit. Tek zorluğu hem ocak üstünde hem fırında kullanılabilecek bir metal kap.

Elmalı tart tatin… Aynı tarifle armutlu veya hatta ayvalı da deneyebilirsiniz.

Bundan hatırlayamayacağım kadar uzun bir zaman önce deneyip aşık olmuştum. İlla yapmalıyım diye niyetlendim, sonra uygun kap bulamamaktan dolayı hep erteledim. Zaman zaman deneme arzusu depreşse de, evdeki kalıplara yenisini eklememek adına (ne yalan ama, durup durup silikon kalıp alan kim acaba?) erteledim. Sonunda, Göbeklitepe için Urfa’ya gittiğimizde karşıma bakırcılar, ve kalın dipli bakır sahanlar çıkınca, renklerine de vurulup aldım. Ha, bu dediğimin üzerinden de aylar geçti o başka. Yani uzun lafın kısası, hep aklımda olan, ama bir türlü “kısmet” olmayan bir tatlı, sonunda yapıldı efendim!

Son derece basit dedim ya, acil tarafından tarife geçiyorum:

Devamı için tık / Press to read more

Temel Crumble tarifi

Image

Crumble…. Sevdiğim sıcak meyvalı tatlıların en birincisi. Her türlü meyvaya uyarlanabilecek kadar basit, rahat, hızlı, ucuz, havalı ve tabii ki lezzetli. Mevsimi geldi ya, havalar azıcık soğuyunca, elma ile, yazın kırmızı erikler ile, hatta buzdolabının köşesinde kalmış, fazla olgunlaşmış her meyve ile harika olur. Üzerine de bir top dondurma koydunuz mu, en güzel tatlı. Hem hafif, hem hızlı.

Şimdi burada, en basit halini tarif edeceğim. Aralara da nasıl daha zenginleştirebileceğinizi fısıldayacağım. İyi okuyun, biraz da hayal gücünüzü çalıştırın.

Hızlı ve çabuk dedik, hemen başlıyorum o zaman;

Devamı için tık / Press to read more

Baharatlı portakal marmeladı

Image

Portakal ve her türlü narenciye lezzetine hastayım. Mandalinadan turunca, bergamottan portakala hepsinin reçelini yerim. Ki, ben reçel sevmem. Yani kahvaltıda tatlı sevmem. Ama o narenciye ve turunçgil reçelleri benim için reçel değil, şekerleme. Kabuğundan gelen o hafif acılığın hastasıyım. Reçelini yapamazsam şekerlemesini yaparım. Da, bu defa öyle değil. Ciddi ciddi reçel yaptım. Hem de kabuksuz. Tam fransız usulü. Yok yanlış oldu. Bu reçel değil, marmelat. Sürmelik…

Liseden bir arkadaşım hastasıymış bu reçelin. Aman ne olur denesene dedi. İkiletmedim. Zencefilli, tarçınlı portakal reçeli veya marmeladı. Yani o derece birşey oldu ki, reçel sevmeyen oğluş bile beğendi, harika olmuş dedi.

Önce isim geldi. Zencefilli portakal reçeli. Sonra internet, biraz hayal gücü, bolca okuma. Sonra, www.portakalbahcem.com dan yafa portakalları. Marketten tazecik zencefiller. Eh bana da mutfağa girmek kaldı.

İşlem başlasın;

Devamı için tık / Press to read more

Karamelli krema

Image

Valide sultanın nostaljik defterinden bir tarif daha. Hiç hatırlamadığını itiraf etti. Aaa yapmış mıyım öyle bir şey diyor gülerek. Onun için varsa yoksa, vanilyalı ay, peynirli bisküvi. Tariflerin pek çoğunu hatırlamıyor. Belli ki dost sofralarında yenmiş, beğenilmiş, veya ayıp olmasın diye tarifi alınmış, sonra da unutulup gitmiş. Şimdi, kısmet banaymış, eski eprimiş sayfalardan fırlıyor tarifler, yeniden sofraya geliyor.

Karameli bir ben çok severim bir de teyzoşum. Gerçi sevmeyeni yoktur ama biz pek bir düşkünüz. Eğer birşeyin içinde karamel varsa tamamdır. Garanti.

Karamelli muhallebi

Durum böyleyken, defterde karamelli krema diye görünce, tabiri caizse üzerine atladım. Tama krema diye bir alafrangalaşma çabası var, ama bildiğin muhallebi çıktı içinden. Ama her zaman yaptıklarımızdan farklı. Sonuç, mükemmel. Daha tencerede kalanı sıyırırken içine düşüyordum. O derece yani.

Haydi yapımına geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Fırında taze incir tatlısı

Image

FIRINDA TAZE İNCİR TATLISI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İncirlerin sonunu yakalayıp yapabildim nihayet. Bu tarifin orijinalini suyun karşı yakasından bir videoda görmüştüm. Rumca bilmesem de, bilen arkadaşım çoktur. Ben işi şansa bırakmadan, doğrudan IBM günlerinden tanıdığım, sonra da AT&T’de beraber çalıştığım Theo’ya sordum. Videoyu seyrederken az çok çıkarmıştım. Ancak emin olamadığım bir iki içerik vardı. Sonunda anlaştık, hatta karşılıklı bilgilendik, en kısa zamanda ona ve eşine yapma sözü verdim ve tarifi yapmak için manava alışverişe yollandım.

Esas zorluk kullanılacak içkide çıktı. Orijinal tarifte kullanılan içki şeffaf ve yüksek alkollü belli. Uzo mu dedim, hayor Rakı dedi.

Rum dostlarımızla aramızda hoş bir çekişme vardır. Ben onlardan hep yunan kahvesi isterim, onlar benden türk kahvesi. Atina’ya gidip de türk kahvesi isteyip gıcık etmem kimseyi. Onlar da buraya geldiklerinde, rakıyı, türk kahvesini meth ederler. Bu coğrafyanın içkisi, yemeği, herkese kendi yaptığı güzel gelir, ama anlayış gösterir… Saygılı olmak lazım.

Bunu düşünerek, “Tamam canım işte uzo” dedim. “Yok” dedi. “Uzo’da anason vardır. Rakı’da yoktur” buyurdu. Haydi bakalım buradan yakın. “Rakı Girit içkisidir. Türkiye’ye de oradan gitmiş” dedi bir de. Haydaaaaa! Neyse sonradan bahsettiği rakının, bizim boğma rakı olduğunu öğrendim. Geçiniz.

Boğma rakı bulma şansım olmadığı için tarifte değişiklik yapmam gerekti. Dakika 1, gol 1.

İNCİR TATLISININ ÜZERİNDE EKŞİ KREMA

İkinci golü, manavda yaşadım: Bayram ertesi olmuş, ağustosun sonu. İstanbul manavları boşalmış. Yeşil incir bitmiş!!! Kaldık mı kara incire. Tamam çok severim, ancak aralarında ciddi bir lezzet farklılığı var. Bir kere kara incir çok daha tatlı olur yeşil incirden. Söylene söylene eve geldim. Serde sarı inat var, bu tatlı ya-pı-la-cak…

Sonuç olarak; Tarif aşağıda… Pek güzel olmasaydı, buraya yazmayacaktım billahi…

Devamı için tık / Press to read more

Çilekli muffin

Image

Çilek mevsimi. 😀

Şimdi öyle birşey dedim ki, yeni nesil anlamayacak. Çilek her mevsim var artık. Peki şöyle diyelim: İstanbul’un ıhlamur koktuğu, bu kokuya yaseminlerin eşlik ettiği, çileğin de balkon saksılarında bile olduğu mevsim.  Oldu mu?

Yani bol, nispeten ucuz, artık her hafta sofraya gelen… Hah, işte o mevsimde, o zamanlarda yapabileceğiniz enfes bir muffin tarifi. Yani çok ısrar ederseniz, kışın Antalya çileği ile de yapabilirsiniz. Kimse kızmaz. 😀

Çilekli muffin

Islak, sulu sulu, bulut gibi hafif acayip birşey. Ben ilk yaptığımda, siparişi sahibine götürmeden önce fotosunu çekmek için 3-4 tane bir kenara ayırdım. Tabii bir de kabından taşanlar, ucu biraz yananlar var. Neyse, oturup foto çekeceğim, içi de görünsün, altıda çıksın derken, elim ona değdi, buna değmedi derken 4 adet lüplemişim. Farkına bile varmadan. O derece hafif. Yani kısacası demem o ki. Mutlaka deneyin.

 

Bu kadar reklamdan sonra artık tarife geçsek mi?

Devamı için tık / Press to read more

Parfe

Image

Biz çocukken, kışın dondurma olmazdı. Dondurmaya gelene kadaaar, zaman zaman kahve yoktu, benzin damla damla, elektrik ara ara gelirdi. Sana bakkala düşünce, kulaktan kulağa yayılır, el altından satılırdı. Yokluklarla büyüdük desem yeridir. Herşey azdı, ama özdü. Çilek  yazın çıkar, tadından yenmezdi. Tencerede kaynayan tavuğun kokusu mahalleyi sarar, yanında suyuna pilav olmazsa olmazdı. Eriğin küçüğü kardeşe, lokumun yumuşağı neneye verilir, ekmeğin köşesi daha eve gelmeden yolda haklanırdı.

Nereden nereye Evet, tahmin ettiğiniz gibi, yine nostaljik bir tarifle karşınızdayım!

Nescafeli parfe

Valide sultanın 50+ yıllık yemek defterinden bu defa önüme parfe düştü. Divan’ın rokokosu kadar olmasa da enfes bir tatlı-pasta. İsterseniz çay sofrasının sonuna “ana kraliçe” gibi gelir, isterseniz misafir sofrasına tatlı olarak. Her durumda alay-ı vala ile gelir. Dondurma gibi, ama değil, daha hafif, daha nazlı, ev yapımı.

Balbademli viskili

Tarifi gözünüzü korkutmasın. Çok kap kaçak kirlenecek belki, ama en fazla yarım saat içinde dondurucuya girecek. Ama inanın değecek.

Başlayalım mı?

Devamı için tık / Press to read more

Haşhaşlı-Portakallı Muffin

Image

Portakal severiz… Badem severiz… Haşhaşın o çıtırlığını severiz. E madem öyle hepsini bir edelim dedim.

Haşhaşlı portakallı kek

Daha önce, portakallı bademli unsuz kekimi minik muffin kaplarında yapmayı denemiş ve hüsrana uğramıştım. Kelepçeli kalıpta muhteşem olan kek, muffin kalıbını o kadar çok sevdi ki, kalıpları terk etmemek konusunda canı pahasına direndi. Gerisini siz anlayın artık 😉

Bu defa tarifle ince ince oynadım, bu defa becerdim. Kalıpla aralarındaki aşkı kökünden bitirdim. Nıhahahahahah. (Kötü Erol Taş gülüşü, rahmet istedi)

Portakal ve mandalina başta olmak üzere, bütün narenciyeleri ÇOK ama pek çok severim. Amma velakin, evde benden başka yiyen olmayınca, www.portakalbahcem.com dan özene bezene, ağzımın suyu akarak sipariş ettiğim mini klemantine mandalinalar, finike portakalları, hep yaşlanır. Meyve kutumda yine portakal-mandalina-mezarlığı oluşmaya yakın, dedim ben bunlardan ayrılamıyorum madem, o vakıt (rumeli şivesi ile yaşlılarımızın ruhuna gelsin bu da) bunları saklamanın bir yoluna bakayım. Hepsini kabuğuyla, bütün olarak haşladım. Ehi!

1 saat su içinde kaynadıktan sonra, portakalı, mandalinayı, ikiye böldüm, çekirdekleri temizledim, ve bir güzel blenderdan geçirdim. Şekersiz, hiç birşeysiz. Misssss gibi portakal koktu evim. Porsiyon porsiyon (1 cup kadar) böldüm, attım derin dondurucuya. Şimdi kek için, pastacı kreması için, biscotti için, çıkarıp çıkarıp kullanıyorum.  Hararetle tavsiye ederim.

Neyse, biz portakallı, bademli ve elbette haşhaşlı kekimize dönelim.

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı strudel

Image

Valide sultanın 1966-67 tarihli tarif defterinden devam…

Çocuktum, ufacıktım, Nişantaşı’nın pastanelerinde, ekşi krema satılırdı. Biz de gider gider, ya çilekler için, ya elmalı tartlar için kutu kutu alırdık. Bu ekşi kremanın tadını unutmama imkan yok. Hem ekşi, hem de bulut gibi hafif, köpük köpük bir kremaydı. Krem Şanti diye alırdık o zamanlar, ama şimdi bakıyorum, bugünün krem şantileri gibi değildiler. Meğer ekşi kremaymış ! Zaten dayanamayıp geçenlerde bizim buradaki bir pastaneye sordum, böyle böyle bir krem şanti alırdık biz diye. “Yasak abla artık. Onlar pastörize edilmemişti, o yüzden artık yasak, satamıyoruz. İstersen krem şanti vereyim” dedi. Aman istemem, ırak olsun o yağ bombası lezzetsiz yapay şey! Krema demeğe bile dilim varmıyor.

Elmalı strudel’i valide sultanın defterinde bulunca, bunlar aklımdan geçti. Yanında şöyle Saray pastanesinin kreması olacaktı kiiiiiii… Ama olsun, olsun… Dondurmayla da olur, hatta hiç bir ilavesiz de pek ala olur diye atladım tarife..

Tarif kolay, ancak o Cafe Vienne’in yufkadan yapılan strudel’i gibi . Gerçi beceri meselesi. Eğer yufkayı o incelikte açmayı becerebilirseniz, hani arnavut veya makedon göçmenleri gibi, elinizi öperim. Ama bendeniz, o derece ince açmayı başaramadım. En azından ilk seferinde yaptığım daha kalın oldu. Ama kesin bilgidir, annemin yaptığı gibiydi. 😀 Hamuru kıyır kıyır, içi tarçın ve bol zencefilin keskinliği ile aroması keskin, elmaları yumuşak, bademler ile kıtır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Verilen tariften, 2 adet 30cm’lik parça çıkıyor. Birincisi, fırından çıktıktan yarım saat sonra bitmişti. Eve götürmecesine 🙂 En sevdiğim şekilde yani. İkincisinden kalanları da ancak fotoğraflayabildim.

Tarife geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Balkabaklı tart

Image

Balkabağı. Yıllarca sadece haşlama şeklindeki tatlısını yedikten sonra, 90’larda, arası kaymaklı tatlı olarak sofralara girdi. Sonrasında kirece yatırılmış kıtır kıtırı. En son da, çorbalar ve salatalarla. Hepsini ayrı ayrı severim. Lakin bana dokunur. Daha boğazımdan mideme indiği anda ciddi şişkinlik yapar. Yine de, senede bir gün 🙂 dayanamam, şişkinliği göze alarak bir dilim yerim. O durumda da, tahmin edersiniz, en sevdiğim tarzını tercih ederim.

Bu sene hakkımı tarttan yana kullandım. Yılbaşı sofrasının vazgeçilmezi olarak, kabak tatlısı yapılacaktı. Ben üzerime aldım, tart olarak yaptım. Tamam, en üstü yine kaymaklı cevizli. Kocaman kalın bir tart. Sofraya gelmesi ile dilimlenip paylaşılması an meselesi olduğu için, bütün resmini yakalayamadım. Dilim resmini zorla çekebildim.

Altında bizim her zamanki tart hamurumuz var. Hani en güzel tart hamuru olan. 🙂 Başka birşey denemeye gerek yok zaten… Macera tamam da nereye kadar 🙂

İçi de basit. Kabak tatlısı yapmaktan daha basit. Cidden. Bakın anlatayım:

Devamı için tık / Press to read more

Vasilopita – Yılbaşı keki

Image

Yılbaşı keki Vasilopita

İnsanın önüne bazen tarifler düşüyor.Yılbaşı hediyesi olarak, Varnalı Un’dan kocaman bir kutu dolusu tam buğday unu geldiğinde, yılbaşı için nasıl bir kek yapsam diye aranıyordum. Seçeneklerden biri ,panettone diğeri ise, annemin mahlepli üzümlü kekiydi. Panettonenin kabarması, pişmesi için gereken zaman yoktu. Tam mahlepli üzümlü keke hazırlanırken, bir grupta, yılbaşı çöreği lafı açıldı. 

Çocukken, her yılbaşı, hindi kadar elzem bir şekilde, annem pastaneden üzerinde yeni yılı yazan çöreklerden alır, altına güzelce bir lira sıkıştırırdı. Yemek faslı bitip, dansöz de seyredildikten sonra çay ile çörek kesilir, o para kime çıkarsa, dileği olacak kabul edilirdi. Çocukken yılbaşında dilediğimi daha nisan olmadan unuttuğum için, dileğim gerçekleşti mi hiç bilmiyorum. Ama çocukları oyalamak için güzel bir adet değil mi?

Normalde, bu çörek, mayalı, mahlepli sakızlı enfes bir paskalya çöreğidir. Sadece saç örgüsü şeklinde değil de, kocaman yuvarlak şeklinde olurdu. Grupta bu muhabbet geçince, sağolsun birisi de tarif vermiş. Eski İstanbullu rumların yaptığı bir tarif. Doğruya doğru, bildiğimiz paskalya çöreği tarifi değildi. Sonrasında o da geldi, o başka konu.

Vasilopita, Aziz Vasil için yapılan bir çörekmiş. Ruhu şad olsun, çöreği biz de yaptık, tattık, pek beğendik. Altına para sıkıştırarak kestik, yedik. Umarım siz de seversiniz.

Tarifine geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Beğendim Bisküvisi

Image

Valide sultanın 1966-67 tarihli defterinden ilk tarif… Yani aklıma yatan, merak uyandıran, dur bakalım bir deneyelim dedirten ilk tarif. Bir dolu kurabiye tariflerinin arasından bunu seçmemin sebebi sanırım toz şekere bulanıp pişirilmesi. Görsele o kadar alışmışız ki, herhangi bir görsel olmadan tarifi denemek zor geldi açıkçası. Çıkan ürün de görsel olarak beni pek tatmin etmedi. Ama lezzet güzel. Dolayısıyla bir kere daha denenecek, ve bu sefer incecik yapılacak 🙂

Eski yemek defterlerinin kaderidir sanırım, bir yerden sonra yazılar birbirine girmeye başlıyor, ışığa tutarak, altına koyu renk kağıt koyarak çözmeye çalışıyorum. Kolay değil. Benimle yaşıt bir tariften, defterden bahsediyoruz.

Valide sultan bu tarifi nereden bulmuş, hiç denemiş mi bilmiyorum. Beğendim kurabiyesini yaptığımı söyleyince de pek hatırlamadı maalesef. Nereden hatırlasın, 3 yemek defteri, yüzlerce kurabiye, tarif arasından. Demek ki, yazıldı, ve unutuldu, belki de denenmedi bile. Ama güzel, lezzetli ve gerçekten de şık duruyor. Üzerinde kaba kristal gibi parlayan toz şekerlerle pek havalı bir sunumu var. Ah bir de sabırla incecik yaparsanız daha ne olsun 🙂

Yapımına geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı tahinli tart

Image

Sonbahar gelince, ister istemez elmalı tariflere dönüyorum. Elmalı klasik apple pie’da tutun, annemin nostaljik elmalı tartına veya en hafifinden elmalı görünmez kek‘e yapılacak, denenecek pek çok tarif var.  Ama yetmez! Bu deli kadına yeni yeni tarifler lazım.

Geçenlerde klasik bir balık / meyhane lokantasına gittiğimizde ampul yandı bende. Tatlı olarak en klasik tatlı geldi sofraya. Fırında helva. Altına da elma rendelemişler, daha da hafiflemiş, sulu sulu cızır cızır. Bunu tarta koysak da güzel bir kış çay sofrasına uymaz mı dedim. Başladım uğraşmaya.

Elmalı Tahinli Tart

Önce galet hamuru ile denedim. Ama hamur zaten yağlı, bir de üzerine tahini koyunca, daha bıçağı değdirince kırılan bir hamur oldu. O zaman daha sert bir hamur olsun diye, bu defa klasik tart hamuruna döndüm.

İşte sonuç….

Ta daaaa……

Elmalı Tahinli Tart

Hamur enfes, evet yine kırılgan, ama daha dayanıklı. Çifte pişme ile sertleşti iyice. Dolayısıyla üzerindeki tahine dayanıklı oldu. Elmalar tahini hafifletti. Kabukları çok güzel bir görsellik katıyor. Üzerine de azıcık tarçınlı tozşeker serpince, enfes!

Haydi tarife geçelim.

Devamı için tık / Press to read more

Çikolata kaplı mufin 34 adet her biri 57 kalori

Image

Badem güzeldir. Badem ve çikolata çok çok güzeldir. Eh bu mufin de içindeki bol badem ve üzerindeki incecik çikolata kabuğu ile muhteşem oldu!

Bu aralar, eski defterleri, eski tarif “birikintilerini” temizliyorum. Farklı farklı kağıtlara yazmışım, dosyalamışım, defter arasına atmışım da atmışım. Bu tarif de onların arasından kucağıma düştü. Ne başlık, ne nereden bulduğum, ne tarih, hiç bir şey yok. Yedim de mi yazdım, seyrettim de mi yazdım, yoksa internet gezilerimden birinde mi buldum?Kimse bilmiyor. Dolayısıla ilk deneyi de tarifte yazdığım kadarıyla yaptım. Sonuç HÜSRAN!

 

 

 

Bademe bayılırım. Bademli her türlü ürünü de severim. Acıbadem kurabiyesinin olduğu kadar, bademli tavuğun da hastasıyım. O yüzdendir ki, bademli bir yemek, yiyecek, tatlı tuzlu gördüm mü, dayanamam denerim. Eh sonuçta, bu tarif de bademli, dedim ki, Pelin vazgeçme! Yeniden dene. Kendine göre dene… Oyna biraz maceraya atıl!

Sonuç evdeki mufin canavarı tarafından denendi, onaylandı. Hatta yanaktan kocaman bir öpücük verildi! Bu ne demek bilir misiniz?!

Çikolata kabuklu mufin

Artık göğsümü gere gere, güvenerek yazabilirim!  Haydi tarife buyurun:

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı tart 200 kal x 16 dilim

Image

Sonbahar ile beraber elmalar renk renk piyasaya çıktı. Sarılı kırmızılı yaz elmaları, starking’in ilk örnekleri raflara yerleşti. Eh, bu da demektir ki, elmalı tartların, apple pie’ların veya galette’lerin zamanı geldi.  Bütün yaz yemeyince, özlemişiz, atladık üstüne resmen. İnsanoğlu biraz nankör tabii, iki üç aya kalmadan söylenmeye başlarız, elma portakal off sıkıldım, hep aynı şeyler diye. Neyse özlem tazeyken, hemen bir elmalı tart yapayım dedim.

Elmalı tart

Valide sultanın biz çocukken yaptığı bir elmalısı vardı. Adı, iki kat elmalı, ama “iki kat” oluşu, altı üstü kapalı diye. Yoksa kat kat pasta gibi değil. Çay sofralarında pek severdik. Hamuru zahmetli, zor açılıyor diye annem biraz isteksiz yapardı, ama o kadar lezzetli olurdu ve o kadar çok övgü alırdı ki, yapmadan da duramazdı.

Elmalı tart veya orijinal adıyla apple pie değil bu. Gerçek tart. İçindeki elma pişiriliyor, paydaki gibi çiğden koyulmuyor. O yüzden daha farklı, bir kere incecik oluyor. Minik minik, kibar kibar porsiyonlama şansımız oluyor.

Buyurun tarife;

Devamı için tık / Press to read more

Renk renk panna cotta 12 porsiyon 175 kal

Image

Panna cotta. En sevdiğim italyan tatlılarından biri. Tiramisu ve aslında en basitinden espresso kahve içinde bir top sütlü dondurmadan ibaret olan affogato dışında buldum mu kaçırmam dediğim tatlıdır kendileri. İsmi sizi yanıltmasın, panna cotta, pişmiş krema demek olsa da, evet hafifçe pişer, ama kaynamaz, fırına ise hiç girmez.

Kat kat panna cotta

Buzdolabından çıkıp böyle buzlu buzlu bardaklarda sofraya gelecek şekilde yaptım. Bardacık içinde servis yapmanın en güzel yanı hem bu renk cümbüşünü göstermek, hem de serinliğini görsele yansıtmak olsa gerek.

İtalya’da son derece sade bir sunumla, genelde üzerinde ve yanında çilek sosu veya orman meyvaları sosu ile gelir. Öyle çok uç noktalarda sunumlarını göremezsiniz. Zaten panna cotta’yı bu kadar klasik yapan da budur.

Valide sultan’a ilk tattırdığımda, hafif oluşunu beğendi, su muhallebisine benzeterek beni yıktı 🙂 Su muhallebisini hiç sevmeyen biri olarak ciddi bir hayal kırıklığına uğradım. Ben hala panna cotta’nın iç baymayan hafif tadı, neredeyse jölemsi duruşuna hastayım.

Ben-deniz, panna cotta daha önce badem sütü ile denemiştim. Muhteşem olmuştu. Bu defa kat kat yapmak istedim. Profesyonel sunumlarda, sofra ve davetlerde şu yamuk doldurulmuş bardacıklara hastayım. Denenecek, yapılacak. Eh, ilk fırsatta denendi.

Haydi, buyurun tarife

Devamı için tık / Press to read more

Kayısılı muhallebi

Image

Kayısılı muhallebi tarifini çok sevdiğim bir kuzenim verdi. Sağlığına, yeme içmesine son derece meraklıdır, probiyotiklerden sirkesine herşeyini kendisi yapar, son yıllarda katı bir şekilde Karatay rejimini uygular. Hatta küçük kızı Hande Gürdoğan da muhteşem bir yemek kitabı yayınladı ABD’de The Gift of Real Food tamamen sağlıklı beslenme ve enfes tariflerle dolu. Sevgi ve gururla takibindeyiz.

İşte Sevde abla’nın verdiği tarifi, kışın ilk boş anda fırsat yaratarak denedim ve muhteşem oldu. Kuru kayısıyla yapmama rağmen ve pek sevmesem de pirinçunu kullanılmasına rağmen, tarifin hakkını vermek lazım. Yazın da kayısıların en parlak döneminde bu defa tazecik kayısılarla yapayım derken işte yaz rehaveti midir nedir, kaçırdım. Geçen gün haydi fırsat ayağıma geldi, rehavetim de bitti, ama bu defa da koca İznik’te taze kayısı bitti iyi mi? İznik’i bilen bilir, zaten manavı azdır. Herkes sebze meyve alışverişini haftalık pazardan alır. Migros olması fark etmez, içindeki sebze reyonu bisküvi reyonundan daha küçük. Artık gerisini siz düşünün.

Hani şeytan bir dürttü, bu defa da şeftali ile yap diye, ama yok dedim. Bursa şeftalilerinin en güzel zamanı. Ama yok, kayısı da kayısı. Aldık, paketli kuru kayısıları yollandık mutfağa.

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı görünmez kek

Image

Boş zamanlarımda internetten, kitaplardan, bloglardan oradan buradan tarif okuduğum doğrudur. Eskiden dergiler, kitaplar hatta ansiklopediler karıştırırdım, şimdi internet sağolsun, herşey elimizin altında.  Geçenlerde yine internette geziniyorum, bilirsiniz, oradan buraya, sonra dur şuraya derken, nereden nasıl bulduğumu şimdi hatırlamıyorum, bu tarife denk geldim. Tee 2007’de daha blog’um ve kitabım yokken yazdığım Elmalı ıslak kek tarifime benzese de bu daha da az malzemeli.

Evet, elma mevsimi geçti geçiyor, şimdi çileklerin kirazların mevsimi. Ama olsun olsun. Tarif bulundu mu, hem de akıla yattı mı denenecek. Mecbur. Hemen bir bahane yaratıldı ve hemen denendi. Bahane şart çünkü çikolatalı değil, oğlu yemez, başıma kalır, maazallah, ben bitirmek zorunda kalırım.

Kekin orijinali Japon menşeili. Hafif yani. Öyle ballı yoğun bir şeker tadı yok. Az malzeme, minimalist bir yaklaşım, sağlıklı bir sunum, eh görünmez bir kek. Neyse, malzeme toparlandı, dediğim, elma alındı. Yumurta zaten var, azıcık şeker, azıcık un zaten dolapta.

Devamı için tık / Press to read more

Paris Brest

Image

Simit şeklindeki bu pasta, en favori pastalarımdandır. Genelde, çilekli ve pastacı kremalı yaparım, ama bu defa çikolatalı ve vişneli yaptım. Hem de, vişnelerini vişne likörü  yaparken kullandığım vişne tanelerinden yani bol tarçınlı, karanfilli, baharatlı.

Efendim, serde frankofonluk olunca, buna benzer fransız pastalarına özel bir düşkünlüğüm vardır. Bu pasta 1900’lerin başında, fransız bir şef tarafından yapılmış. Paris ve Brest kasabası arasındaki bisiklet yarışları için sipariş edilmiş. Bisiklet tekerleği şeklinde tasarlanmış pasta. Fransızlar malumunuz bisiklet sporunda oldukça eski bir tarihe sahip oldukları için, böyle bir organizasyona gitmeleri, uğruna pasta tasarlamaları normal tabii.

Hmmmm buradan yola çıkarsak, biz neden Edirne’deki yağlı güreşler için bir tatlı, veya bilemedin helva tasarlamamışız?

Pastanın görünüşü gözünüzü korkutmasın, sandığınız kadar zor değil. Ölçülere dikkat ettiğiniz sürece, gayet kolay. 2 saat içinde sofraya gelecek kadar işlemi de hızlı.

Devamı için tık / Press to read more