
Bu seferki tarif oldukça nostaljik, 2004’ten kalmış, Ben daha kurumsal hayatın çok ortalarındayken, internet yeni yeni yayılırken, Yahoo groups falan ortalığı yakıp yıkarken. Sosyal medya daha hayatımıza girmeden bu sadece yazılı olan gruplar… Şimdinin twitter pardon X i gibi.
Neler paylaşıldı o gruplarda. Belki 4 5 ayrı yemek tarifi grubuna üyeydim. Etrafta tarifler uçuşurdu. Arada atışmalar olurdu, ama henüz internetin genç zamanları, herkes daha samimi ve kibardı birbirine karşı. Denenmiş tarifler paylaşılır, detay sorular sorulur, akıl danışılırdı. Bu tarif de onlardan biri. Tarçınlı zencefilli kurabiye. Sinem diye başka bir üye göndermiş, ben pişirmişim, annemlere ikram etmişim, Valide Sultan pek beğenmiş, ben de tarifi babama email ile göndermişim. Babam da yazdırmış, Valide Sultanın defterinin arasında yerini almış.
Zaman geçip, o defterler de bana kalınca, içinden düştü. O arada benim elimden milyonlarca başka tarif geçmiş, bunu unutmuşum, bulamamışım. Yeni deyimle, tarifleri tüketmişim hep yenilere gitmekten. Tabii ki yeniden denedim, yaptım. Şimdi de tekrar kaybolmaması için buraya yazıyorum. Artık dijital tarif defteri yerine kullandığım deftere. Benden sonra herkese açık.
Tarifin adı, hep denenen tarçınlı zencefilli kurabiye. Amerikadan Petek arkadaşımızın tarifini Sinem(30) Bora(40 ay) imzalı olarak Ankara’dan iletmişler. O zamanlar çocuğunun ayı yazılırdı da bana garip gelirdi. Yani 40 ay olmuş, 3 yaş desen ne olur? O kadar mı zor geçiyor da neredeyse ayları sayıyorsun? 🙂
Tarifte hala margarin var, ama yerine tereyağı ile yaptım. Yarısını sucuk yapıp dondurdum, kolay oluyor, azıcık eritip, incecik dilimleyip fırınlıyorsun, çabucak oluveriyor.
Tarçınlı zencefilli kurabiye
Malzemeler
- 1 cup zeytinyağı
- 50 gr terayağı yumuşak
- 2,5 cup un
- 2 tatlıkaşığı tarçın
- 2 tatlıkaşığı toz zencefil
- 2 bütün yumurta
- 2/3 cup pudra şekeri
- 1 paket kabartma tozu
tarif-name
- Yağları karıştırırken yumurtaları kırın.
- Unu ve baharatları ekle. Hepsini güzel bir hamur yapın.
- Bütün malzeme eklendikten sonra 1 karış kadar, 3 cm'lik sucuklar yap, buzdolabına alın
- Fırını 180 dereceye ısıtın
- Sucukları incecik (1-2mm) dilimleyip yağlı kağıt üzerinde 13 14 dakika kadar pişirin.
- Tepside soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri ekleyerek servis yapabilirsiniz.
İpuçları
- Un miktarı yetersiz gelirse, 3 bardağa kadar çıkabilirsiniz. Elinize yapışmayacak bir hamur olması lazım.
- Azıcık karabiberi ben çok yakıştırıyorum. o acı tadı seviyorsanız, denemenizi öneririm.
- Şekilli kalıplarla yapmak isterseniz, dondurucuya atarken disk şeklinde atmanızı tavsiye ederim. Merdane ile açmak daha kolay olacaktır.














Normalde, bu çörek, mayalı, mahlepli sakızlı enfes bir paskalya çöreğidir. Sadece saç örgüsü şeklinde değil de, kocaman yuvarlak şeklinde olurdu. Grupta bu muhabbet geçince, sağolsun birisi de tarif vermiş. Eski İstanbullu rumların yaptığı bir tarif. Doğruya doğru, bildiğimiz paskalya çöreği tarifi değildi. Sonrasında o da geldi, o başka konu.
Bu ara grisiniye taktım. 2-3 tarif denedim, olmadı, sevemedim. Aradığımı bulamadım. Şöyle gerçekten kıtır kıtır, yumuşamayacak bir tarif istiyordum. Neyse onu aramaya devam ederken araya başka lezzetler girdi, unuttum. Derken valide sultanın yemek defterinde karşıma baton sale çıktı. Olur mu olur… Çocukluğumun pastane tuzlusu. Ne çok alırdık. Üzeri bol yumurta sarılı, bol çörekotlu. Bayılırdım. Kolları sıvadım daldım…
Valide sultanın 1966-67 tarihli defterinden ilk tarif… Yani aklıma yatan, merak uyandıran, dur bakalım bir deneyelim dedirten ilk tarif. Bir dolu kurabiye tariflerinin arasından bunu seçmemin sebebi sanırım toz şekere bulanıp pişirilmesi. Görsele o kadar alışmışız ki, herhangi bir görsel olmadan tarifi denemek zor geldi açıkçası. Çıkan ürün de görsel olarak beni pek tatmin etmedi. Ama lezzet güzel. Dolayısıyla bir kere daha denenecek, ve bu sefer incecik yapılacak 🙂
Eski yemek defterlerinin kaderidir sanırım, bir yerden sonra yazılar birbirine girmeye başlıyor, ışığa tutarak, altına koyu renk kağıt koyarak çözmeye çalışıyorum. Kolay değil. Benimle yaşıt bir tariften, defterden bahsediyoruz.
Valide sultan’a sorduğum zaman, bunun onun ünlü 



Kandil deyince, mevlütlerde, kayıplarda, doğumlarda, helva pişecekse, annem irmik helvası yapar. Ben un helvası severim, herkese de tembihledim. Benim arkamdan un helvası rica ediyorum diye. Bakın buraya da yazdım, bulunsun.
Lafı çok uzattım, farkındayım, bu tarif kardeşimden. Valide sultan’ın alıştığımız klasik irmik helvasından sonra, bu hem çok daha kolay, hem de daha hafif. O yüzden şimdi ben de bu tarifi yapıyorum gerektikçe. Nasıl ama, gerektikçe…
Pavlova, oldukça eski, geleneksel, çok bilinen ve tanınan bir pasta çeşidi. Basitleştirmek gerekirse, altı kocaman bir mereng tart, veya beze tart, üzeri krema ve meyve. Bu tartı minik minik porsiyonlar mısınız, yoksa kocaman bir kase gibi mi yaparsınız, üzerine sap mı yaparsınız size kalmış. İçi de pastacı kreması da olur, krem şanti de olur, ben bu işin ustasıyım derseniz, kestane püresi de olur. Dedim ya, bu genel olarak bir pasta çeşidi.
Tartın tabanını, klasik tek yumurta sarılı, mis gibi tereyağlı