7 baharat karışımı

Image

Lübnan mutfağının en güzel baharat karışımlarından biri. Bir kahve değirmeniniz varsa tamamdır.

  • yarım muskat
  • 1 çorba kaşığı tane karabiber
  • 1 çorba kaşığı tane kişniş
  • 1 çorba kaşığı kimyon
  • 1 çorba kaşığı karanfil
  • 1 adet çubuk tarçın
  • 10 kapsül kakulenin tohumları

Hepsini kahve değirmeninden geçirin. Kavanozda saklayın.

Anneanne kurabiyesi

Image

Her evde bir anane kurabiyesi vardır değil mi? (Sahi anane mi anneanne mi yazayım karar veremedim. Doğrusu uzun olanı biliyorum, ama diğeri daha karakterine uymuyor mu? Çocuksu, naif 🙂 )

Anneanne kurabiyesi

Anane kurabiyesi allengirli bir tarif değildir, sadedir, hadi en fazla üzerinde vişne bubuğu vardır. Malzemeleri evde mutlaka vardır. Çabucak yapılır, fırına gider, sonra da, soğuk ve karanlık kış ikindilerini şenlendirir.

Bu kurabiye bana çocukluğumu hatırlatır. Sıcak yaz günlerinde, deniz dönüşü, daha saçlar ıslakken, arkadan arkadan dalga sesini bastıran karga sesleri ve elbette incir ağacı kokusu. Benim tercihim vişne şerbeti eşliğinde, ama süt seven için buz gibi süte de eşlik edebilir, yok olmaz illa çay derseniz ona da uyar.

Bir ev düşünün, 3 katlı, kocaman, ferah odaları olan. Merdivenlerden çocuklar koşarak iniyor, çıkıyor, bahçedeki erik ağacını yağmalıyorlar zamanından önce. Evin beslemesi, aile büyükleri, hep bir arada. Sofra kalabalık, Birinin yediğini öbürü yemez, her mideye ayrı hitap edilir. Dolayısıyla, mutfak harıl harıl. İşte bu kurabiye de, üzerine vişne tanesi ile büyük oğlana, uzun uzun yapınca büyük kıza, top top yapıp üzeri çatlak çatlak olanlar da, küçük kıza gidiyor.

Tarif ananemden. 🙂 Ama eminim sizin de yediğiniz bir kurabiye çıkacak ortaya. Dolayısıyla, eski çok eski bir tarif. Suyun öteki yakasından gelirken mi getirmişler, yoksa zaten herkes benzer bir kurabiyeyi mi yaparmış, bilemiyorum. Ama yumuşak, kocaman, dışı kıtır, içi daha dişlenebilir bir kıvam.

Başlayalım mı?

Devamı için tık / Press to read more

Fırında taze incir tatlısı

Image

FIRINDA TAZE İNCİR TATLISI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İncirlerin sonunu yakalayıp yapabildim nihayet. Bu tarifin orijinalini suyun karşı yakasından bir videoda görmüştüm. Rumca bilmesem de, bilen arkadaşım çoktur. Ben işi şansa bırakmadan, doğrudan IBM günlerinden tanıdığım, sonra da AT&T’de beraber çalıştığım Theo’ya sordum. Videoyu seyrederken az çok çıkarmıştım. Ancak emin olamadığım bir iki içerik vardı. Sonunda anlaştık, hatta karşılıklı bilgilendik, en kısa zamanda ona ve eşine yapma sözü verdim ve tarifi yapmak için manava alışverişe yollandım.

Esas zorluk kullanılacak içkide çıktı. Orijinal tarifte kullanılan içki şeffaf ve yüksek alkollü belli. Uzo mu dedim, hayor Rakı dedi.

Rum dostlarımızla aramızda hoş bir çekişme vardır. Ben onlardan hep yunan kahvesi isterim, onlar benden türk kahvesi. Atina’ya gidip de türk kahvesi isteyip gıcık etmem kimseyi. Onlar da buraya geldiklerinde, rakıyı, türk kahvesini meth ederler. Bu coğrafyanın içkisi, yemeği, herkese kendi yaptığı güzel gelir, ama anlayış gösterir… Saygılı olmak lazım.

Bunu düşünerek, “Tamam canım işte uzo” dedim. “Yok” dedi. “Uzo’da anason vardır. Rakı’da yoktur” buyurdu. Haydi bakalım buradan yakın. “Rakı Girit içkisidir. Türkiye’ye de oradan gitmiş” dedi bir de. Haydaaaaa! Neyse sonradan bahsettiği rakının, bizim boğma rakı olduğunu öğrendim. Geçiniz.

Boğma rakı bulma şansım olmadığı için tarifte değişiklik yapmam gerekti. Dakika 1, gol 1.

İNCİR TATLISININ ÜZERİNDE EKŞİ KREMA

İkinci golü, manavda yaşadım: Bayram ertesi olmuş, ağustosun sonu. İstanbul manavları boşalmış. Yeşil incir bitmiş!!! Kaldık mı kara incire. Tamam çok severim, ancak aralarında ciddi bir lezzet farklılığı var. Bir kere kara incir çok daha tatlı olur yeşil incirden. Söylene söylene eve geldim. Serde sarı inat var, bu tatlı ya-pı-la-cak…

Sonuç olarak; Tarif aşağıda… Pek güzel olmasaydı, buraya yazmayacaktım billahi…

Devamı için tık / Press to read more

Domates-Peynir ve fesleğenli tart

Image

Domates ve peynir ikilisi kadar basit, sıradan, ama doğru eşleşme ile damak çatlatacak çift az bulunur. Şimdi bunları yazarken aklımdan başka ikililer, uyumlar geçiyor. (Karnıyarık+domatesli pilav+cacık, bezelye+pilav, karpuz, peynir.. liste uzayıp gidecek, sonu yok. Biz iyisi mi konumuza dönelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Peynir demiştik, domates demiştik. En klasik eşleşmedir. Yazın çıtır çıtır ekmeğin içine koyarsınız, hatta şöyle ısırınca, damağı çizecek kadar kalın kabuklu tazecik ekmeğe. Veya daha sofistike birşey isterseniz, tazecik ince kıyılmış otlarla karıştırıp sarımsakla lezzetlendirip bruscetta yaparsınız. Ama her durumda, tembel yaz günlerinde en hızlı, herkesi sevindirecek bir ikilidir.

İşte bu tart da öyle basit bir lezzet yumağı: Tazecik domatesler, enfes peynir kombinasyonu, ve kıyır kıyır bir tart… Artık tartı kalıpta mı yaparsınız, yoksa daha rustik görünsün diye galette gibi mi yaparsınız orası size kalmış.

Bu tartın hamuru da çok başarılı tart hamurlarından biri. Hani tek geçerim dediğim tart hamuru değil, ama bir o kadar güzel… Üzerine isterseniz şimdi anlatacağım gibi peynir-domates yapın, isterseniz yaz sebzelerini ızgara yapıp koyun, kesinlikle çok başarılı.  Haydi başlayalım..

Devamı için tık / Press to read more

Çilekli muffin

Image

Çilek mevsimi. 😀

Şimdi öyle birşey dedim ki, yeni nesil anlamayacak. Çilek her mevsim var artık. Peki şöyle diyelim: İstanbul’un ıhlamur koktuğu, bu kokuya yaseminlerin eşlik ettiği, çileğin de balkon saksılarında bile olduğu mevsim.  Oldu mu?

Yani bol, nispeten ucuz, artık her hafta sofraya gelen… Hah, işte o mevsimde, o zamanlarda yapabileceğiniz enfes bir muffin tarifi. Yani çok ısrar ederseniz, kışın Antalya çileği ile de yapabilirsiniz. Kimse kızmaz. 😀

Çilekli muffin

Islak, sulu sulu, bulut gibi hafif acayip birşey. Ben ilk yaptığımda, siparişi sahibine götürmeden önce fotosunu çekmek için 3-4 tane bir kenara ayırdım. Tabii bir de kabından taşanlar, ucu biraz yananlar var. Neyse, oturup foto çekeceğim, içi de görünsün, altıda çıksın derken, elim ona değdi, buna değmedi derken 4 adet lüplemişim. Farkına bile varmadan. O derece hafif. Yani kısacası demem o ki. Mutlaka deneyin.

 

Bu kadar reklamdan sonra artık tarife geçsek mi?

Devamı için tık / Press to read more

Mercimek köftesi

Image

Mercimek köftesi sever misiniz? Her evde sık sık ve bol bol yapılan bu enfes meze – yemek, benim sevdiğim karbonhidratlardan biri. Kendilerine, hem çay sofrasında, hem içki sofrasında, hatta hatta diyet listelerinde bile rastlamak mümkün. Güzel pek güzel, kötüsü de en kötü olanlardandır. Ben en güzelini, Yasemin’in elinden yedim. Hem de ılık ılık. Sonra onun tarifini aldım, hep de yaptım. Oğluş da bayılınca, eh yemek listeme girdi.

Utanmazca açıklıyorum ki, tarifi buraya yazmamdaki tek sebep, kaybetmemek için. Çünkü eminim pek çoğunuzda anneden, teyzeden gelen bir mercimek köftesi tarifi zaten vardır.

Kendimi valide sultana ihanet ediyormuş gibi hissediyorum. Bu KESİNLİKLE onun bir tarifi değil. Tam tersine, 70+ yaşında zorla tattırdığımız, her zaman burun bükerek, hiç tasvip etmeyerek baktığı, yemeği hep reddettiği bir şeydir bu. Ben de “sayesinde” veya “yüzüden” artık hangisini tercih ederseniz, neredeyse 30+ yaşımda ilk defa yemiştim.

Karbonhidratlar açısından oldukça sağlıklı bir “meze” (?) az evet çok az yağlı. O yüzden de diyet listelerine kolayca giriyor. Hem doyurucu, hem de tatmin edici. 😀

Dediğim gibi, evde Yasemin’in yazılı tarifini kaybetmemek için ekliyorum buraya. Hani şimdiye kadar denemeyen varsa da, buyurun, denenmiş, kesin, kolay, bir reçete. Ben ölçüleri çay fincanı veya CUP ölçüsü ile veriyorum. Ama siz istediğiniz bardak büyüklüğünü kullanabilirsiniz. Limonata, rakı, bira hatta hatta ice belli çay bardağı bile olur. Tabii zahmetine değecek bir miktar olsun bari.

Devamı için tık / Press to read more

Parfe

Image

Biz çocukken, kışın dondurma olmazdı. Dondurmaya gelene kadaaar, zaman zaman kahve yoktu, benzin damla damla, elektrik ara ara gelirdi. Sana bakkala düşünce, kulaktan kulağa yayılır, el altından satılırdı. Yokluklarla büyüdük desem yeridir. Herşey azdı, ama özdü. Çilek  yazın çıkar, tadından yenmezdi. Tencerede kaynayan tavuğun kokusu mahalleyi sarar, yanında suyuna pilav olmazsa olmazdı. Eriğin küçüğü kardeşe, lokumun yumuşağı neneye verilir, ekmeğin köşesi daha eve gelmeden yolda haklanırdı.

Nereden nereye Evet, tahmin ettiğiniz gibi, yine nostaljik bir tarifle karşınızdayım!

Nescafeli parfe

Valide sultanın 50+ yıllık yemek defterinden bu defa önüme parfe düştü. Divan’ın rokokosu kadar olmasa da enfes bir tatlı-pasta. İsterseniz çay sofrasının sonuna “ana kraliçe” gibi gelir, isterseniz misafir sofrasına tatlı olarak. Her durumda alay-ı vala ile gelir. Dondurma gibi, ama değil, daha hafif, daha nazlı, ev yapımı.

Balbademli viskili

Tarifi gözünüzü korkutmasın. Çok kap kaçak kirlenecek belki, ama en fazla yarım saat içinde dondurucuya girecek. Ama inanın değecek.

Başlayalım mı?

Devamı için tık / Press to read more

Haşhaşlı-Portakallı Muffin

Image

Portakal severiz… Badem severiz… Haşhaşın o çıtırlığını severiz. E madem öyle hepsini bir edelim dedim.

Haşhaşlı portakallı kek

Daha önce, portakallı bademli unsuz kekimi minik muffin kaplarında yapmayı denemiş ve hüsrana uğramıştım. Kelepçeli kalıpta muhteşem olan kek, muffin kalıbını o kadar çok sevdi ki, kalıpları terk etmemek konusunda canı pahasına direndi. Gerisini siz anlayın artık 😉

Bu defa tarifle ince ince oynadım, bu defa becerdim. Kalıpla aralarındaki aşkı kökünden bitirdim. Nıhahahahahah. (Kötü Erol Taş gülüşü, rahmet istedi)

Portakal ve mandalina başta olmak üzere, bütün narenciyeleri ÇOK ama pek çok severim. Amma velakin, evde benden başka yiyen olmayınca, www.portakalbahcem.com dan özene bezene, ağzımın suyu akarak sipariş ettiğim mini klemantine mandalinalar, finike portakalları, hep yaşlanır. Meyve kutumda yine portakal-mandalina-mezarlığı oluşmaya yakın, dedim ben bunlardan ayrılamıyorum madem, o vakıt (rumeli şivesi ile yaşlılarımızın ruhuna gelsin bu da) bunları saklamanın bir yoluna bakayım. Hepsini kabuğuyla, bütün olarak haşladım. Ehi!

1 saat su içinde kaynadıktan sonra, portakalı, mandalinayı, ikiye böldüm, çekirdekleri temizledim, ve bir güzel blenderdan geçirdim. Şekersiz, hiç birşeysiz. Misssss gibi portakal koktu evim. Porsiyon porsiyon (1 cup kadar) böldüm, attım derin dondurucuya. Şimdi kek için, pastacı kreması için, biscotti için, çıkarıp çıkarıp kullanıyorum.  Hararetle tavsiye ederim.

Neyse, biz portakallı, bademli ve elbette haşhaşlı kekimize dönelim.

Devamı için tık / Press to read more

Tuzlu muffin

Image

Çay sofraları için tatlı alternatifi çoktur. Kek, tart, pasta derken arasından hangisini seçeceğinize karar veremezsiniz. Ama iş tuzluya gelince, bazen biraz tıkanırız değil mi? Börek, poğaça, hadi bilemedin tart. İşte size güzel bir alternatif. Tuzlu muffin.

Daha önce benzerini yazmıştım. Bu seferki tarif daha da kolay galiba. 10 dakikada fırında, yarım saatte sofrada. İçine de artık ne isterseniz. Evde ne varsa 🙂 Çok kolay, çok pratik, çok lezzetli.

Keçi peyniri, kurutulmuş domates, zeytin... Başka?

Tuzlu muffin

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kapalı bir kapta 3-4 güne kadar lezzetini koruyor. İsterseniz azıcık fırına sokup çıkarın, daha da pofidik pofidik olsun.

Buyurun tarifine;

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı strudel

Image

Valide sultanın 1966-67 tarihli tarif defterinden devam…

Çocuktum, ufacıktım, Nişantaşı’nın pastanelerinde, ekşi krema satılırdı. Biz de gider gider, ya çilekler için, ya elmalı tartlar için kutu kutu alırdık. Bu ekşi kremanın tadını unutmama imkan yok. Hem ekşi, hem de bulut gibi hafif, köpük köpük bir kremaydı. Krem Şanti diye alırdık o zamanlar, ama şimdi bakıyorum, bugünün krem şantileri gibi değildiler. Meğer ekşi kremaymış ! Zaten dayanamayıp geçenlerde bizim buradaki bir pastaneye sordum, böyle böyle bir krem şanti alırdık biz diye. “Yasak abla artık. Onlar pastörize edilmemişti, o yüzden artık yasak, satamıyoruz. İstersen krem şanti vereyim” dedi. Aman istemem, ırak olsun o yağ bombası lezzetsiz yapay şey! Krema demeğe bile dilim varmıyor.

Elmalı strudel’i valide sultanın defterinde bulunca, bunlar aklımdan geçti. Yanında şöyle Saray pastanesinin kreması olacaktı kiiiiiii… Ama olsun, olsun… Dondurmayla da olur, hatta hiç bir ilavesiz de pek ala olur diye atladım tarife..

Tarif kolay, ancak o Cafe Vienne’in yufkadan yapılan strudel’i gibi . Gerçi beceri meselesi. Eğer yufkayı o incelikte açmayı becerebilirseniz, hani arnavut veya makedon göçmenleri gibi, elinizi öperim. Ama bendeniz, o derece ince açmayı başaramadım. En azından ilk seferinde yaptığım daha kalın oldu. Ama kesin bilgidir, annemin yaptığı gibiydi. 😀 Hamuru kıyır kıyır, içi tarçın ve bol zencefilin keskinliği ile aroması keskin, elmaları yumuşak, bademler ile kıtır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Verilen tariften, 2 adet 30cm’lik parça çıkıyor. Birincisi, fırından çıktıktan yarım saat sonra bitmişti. Eve götürmecesine 🙂 En sevdiğim şekilde yani. İkincisinden kalanları da ancak fotoğraflayabildim.

Tarife geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Balkabaklı tart

Image

Balkabağı. Yıllarca sadece haşlama şeklindeki tatlısını yedikten sonra, 90’larda, arası kaymaklı tatlı olarak sofralara girdi. Sonrasında kirece yatırılmış kıtır kıtırı. En son da, çorbalar ve salatalarla. Hepsini ayrı ayrı severim. Lakin bana dokunur. Daha boğazımdan mideme indiği anda ciddi şişkinlik yapar. Yine de, senede bir gün 🙂 dayanamam, şişkinliği göze alarak bir dilim yerim. O durumda da, tahmin edersiniz, en sevdiğim tarzını tercih ederim.

Bu sene hakkımı tarttan yana kullandım. Yılbaşı sofrasının vazgeçilmezi olarak, kabak tatlısı yapılacaktı. Ben üzerime aldım, tart olarak yaptım. Tamam, en üstü yine kaymaklı cevizli. Kocaman kalın bir tart. Sofraya gelmesi ile dilimlenip paylaşılması an meselesi olduğu için, bütün resmini yakalayamadım. Dilim resmini zorla çekebildim.

Altında bizim her zamanki tart hamurumuz var. Hani en güzel tart hamuru olan. 🙂 Başka birşey denemeye gerek yok zaten… Macera tamam da nereye kadar 🙂

İçi de basit. Kabak tatlısı yapmaktan daha basit. Cidden. Bakın anlatayım:

Devamı için tık / Press to read more

Vasilopita – Yılbaşı keki

Image

Yılbaşı keki Vasilopita

İnsanın önüne bazen tarifler düşüyor.Yılbaşı hediyesi olarak, Varnalı Un’dan kocaman bir kutu dolusu tam buğday unu geldiğinde, yılbaşı için nasıl bir kek yapsam diye aranıyordum. Seçeneklerden biri ,panettone diğeri ise, annemin mahlepli üzümlü kekiydi. Panettonenin kabarması, pişmesi için gereken zaman yoktu. Tam mahlepli üzümlü keke hazırlanırken, bir grupta, yılbaşı çöreği lafı açıldı. 

Çocukken, her yılbaşı, hindi kadar elzem bir şekilde, annem pastaneden üzerinde yeni yılı yazan çöreklerden alır, altına güzelce bir lira sıkıştırırdı. Yemek faslı bitip, dansöz de seyredildikten sonra çay ile çörek kesilir, o para kime çıkarsa, dileği olacak kabul edilirdi. Çocukken yılbaşında dilediğimi daha nisan olmadan unuttuğum için, dileğim gerçekleşti mi hiç bilmiyorum. Ama çocukları oyalamak için güzel bir adet değil mi?

Normalde, bu çörek, mayalı, mahlepli sakızlı enfes bir paskalya çöreğidir. Sadece saç örgüsü şeklinde değil de, kocaman yuvarlak şeklinde olurdu. Grupta bu muhabbet geçince, sağolsun birisi de tarif vermiş. Eski İstanbullu rumların yaptığı bir tarif. Doğruya doğru, bildiğimiz paskalya çöreği tarifi değildi. Sonrasında o da geldi, o başka konu.

Vasilopita, Aziz Vasil için yapılan bir çörekmiş. Ruhu şad olsun, çöreği biz de yaptık, tattık, pek beğendik. Altına para sıkıştırarak kestik, yedik. Umarım siz de seversiniz.

Tarifine geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Baton sale

Image

Bu ara grisiniye taktım. 2-3 tarif denedim, olmadı, sevemedim. Aradığımı bulamadım. Şöyle gerçekten kıtır kıtır, yumuşamayacak bir tarif istiyordum. Neyse onu aramaya devam ederken araya başka lezzetler girdi, unuttum. Derken valide sultanın yemek defterinde karşıma baton sale çıktı. Olur mu olur… Çocukluğumun pastane tuzlusu.  Ne çok alırdık. Üzeri bol yumurta sarılı, bol çörekotlu. Bayılırdım. Kolları sıvadım daldım…

Denemişken tam olsun dedim, birazını sadece üzerine peynirli, birazını da acı pul biberli yaptım. Hani evde mavi haşhaş olsa birazına da ondan koyacaktım, ama bitmiş, tazesini de almamışım. Mecburen iki türlü yapabildim.

Yeterince fotoğraflayamadığım doğrudur. Tekrr yaptığım zaman (tabii ki yşne acı biberli) bol bol, poz poz foto çekeceğim.

Öncelikle uyarmam lazım, hamuru tutmak kolay olsa da, sonrasında batonları yapmak o kadar kolay değil. Biraz zor şekil alıyor. Ama sonuç övgü aldı… Demek ki tekrardan denenebilir. Arşive eklenebilir. Nostaljik, güzel bir tuzlu isteyenlere harika bir tarif olur…

Devamı için tık / Press to read more

Beğendim Bisküvisi

Image

Valide sultanın 1966-67 tarihli defterinden ilk tarif… Yani aklıma yatan, merak uyandıran, dur bakalım bir deneyelim dedirten ilk tarif. Bir dolu kurabiye tariflerinin arasından bunu seçmemin sebebi sanırım toz şekere bulanıp pişirilmesi. Görsele o kadar alışmışız ki, herhangi bir görsel olmadan tarifi denemek zor geldi açıkçası. Çıkan ürün de görsel olarak beni pek tatmin etmedi. Ama lezzet güzel. Dolayısıyla bir kere daha denenecek, ve bu sefer incecik yapılacak 🙂

Eski yemek defterlerinin kaderidir sanırım, bir yerden sonra yazılar birbirine girmeye başlıyor, ışığa tutarak, altına koyu renk kağıt koyarak çözmeye çalışıyorum. Kolay değil. Benimle yaşıt bir tariften, defterden bahsediyoruz.

Valide sultan bu tarifi nereden bulmuş, hiç denemiş mi bilmiyorum. Beğendim kurabiyesini yaptığımı söyleyince de pek hatırlamadı maalesef. Nereden hatırlasın, 3 yemek defteri, yüzlerce kurabiye, tarif arasından. Demek ki, yazıldı, ve unutuldu, belki de denenmedi bile. Ama güzel, lezzetli ve gerçekten de şık duruyor. Üzerinde kaba kristal gibi parlayan toz şekerlerle pek havalı bir sunumu var. Ah bir de sabırla incecik yaparsanız daha ne olsun 🙂

Yapımına geçelim mi?

Devamı için tık / Press to read more

Karnabahar kısırı

Image

Kısıra bayılırım. O hafif acı ekşi tadının hastasıyım. Tazecik maydanoz, nane ve tabii ki nar ekşisi ve sumak ve acı pul biber. Daha ne olsun. Sevdiğim bütün lezzetler burada! Amaaaa, nasıl şişirir beni. Doyasıya yiyemem, çatlayacak gibi olurum üçüncü kaşıktan sonra. Aynı tepki, etsiz çiğköftede de olduğuna göre, sanırım bulgurun etkisi bu.

Derken, bir grupta, sevgili Uğur Kabadayı‘nın bu tarifine denk geldim. Doğruya doğru, ilk başta biraz şüpheli yaklaştım. Karnabahar zaten gaz yapan bir zerzevat, bir de çiğden yiyince neler gelir başıma diye çekindim. Sonrasında hadi, ya bismillah deyip giriştim işe.

Karnabahar kısırı

Evde orijinal tarifteki kadar çok farklı otlarım yoktu. Maydanoz, nane ile yetinmek zorunda kaldım. Ama içine başka birşeyler daha ekledim. Bakalım siz de sevecek misiniz?

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı tahinli tart

Image

Sonbahar gelince, ister istemez elmalı tariflere dönüyorum. Elmalı klasik apple pie’da tutun, annemin nostaljik elmalı tartına veya en hafifinden elmalı görünmez kek‘e yapılacak, denenecek pek çok tarif var.  Ama yetmez! Bu deli kadına yeni yeni tarifler lazım.

Geçenlerde klasik bir balık / meyhane lokantasına gittiğimizde ampul yandı bende. Tatlı olarak en klasik tatlı geldi sofraya. Fırında helva. Altına da elma rendelemişler, daha da hafiflemiş, sulu sulu cızır cızır. Bunu tarta koysak da güzel bir kış çay sofrasına uymaz mı dedim. Başladım uğraşmaya.

Elmalı Tahinli Tart

Önce galet hamuru ile denedim. Ama hamur zaten yağlı, bir de üzerine tahini koyunca, daha bıçağı değdirince kırılan bir hamur oldu. O zaman daha sert bir hamur olsun diye, bu defa klasik tart hamuruna döndüm.

İşte sonuç….

Ta daaaa……

Elmalı Tahinli Tart

Hamur enfes, evet yine kırılgan, ama daha dayanıklı. Çifte pişme ile sertleşti iyice. Dolayısıyla üzerindeki tahine dayanıklı oldu. Elmalar tahini hafifletti. Kabukları çok güzel bir görsellik katıyor. Üzerine de azıcık tarçınlı tozşeker serpince, enfes!

Haydi tarife geçelim.

Devamı için tık / Press to read more

Viyana Kiflesi

Image

Vanilyalı, bol pudra şekerli, bir kurabiye. Un kurabiyesi gibi, ama değil. Hani un kurabiyesine en güzel alternatif diyelim. Valide Sultan’ın en eski yemek defterlerinde bile olan, ve temize çekilen her deftere de taşınan ünlü bir tarif.

Valide sultan’a sorduğum zaman, bunun onun ünlü vanilyalı ay kurabiyesi  olmadığını söylerdi. Ama denememiştim. Şimdi yine eski defterleri karıştırırken bu çıktı önüme, eh artık denemek şart oldu. İşte ancak o zaman farkettim ki, tarifin adı Viyana Kiflesiymiş, Vanilya kiflesi değil! İyi mi? Yıllarca ben vanilya kiflesi dedim, zarif annem de hiç düzeltmedi.

İnternette kifle veya Viyana Kiflesi diye araştırınca, HİÇ BİR ŞEY bulamadım.  Bu da bana inanılmaz geldi. En yakını kifli diye birkaç tarif vardı, ama onlar da, mayalı hamurdan yapılan bir tatlı çörek… Yok, neyse orijinale dönelim dedim, eski ama en eski defteri açtım. Hani bana ilk verdiği, üzerinde hala kızlık soyadı yazan (belli ki nişanlıyken yazmaya başlamış) defteri.

Şimdi dedikodu zamanı; defterde pek çok tarif var. Ama belli ki hiç denenmemiş, sadece kopyalanmış bir yerlerden. Gramajlar 280 gr gibi, valide sultanın hep hiç yapmadığını söylediği mayalı tarifler de gırla 🙂 Hele bazı tarifler çok anlaşılmaz. Tam gençkız defteri yani. Hevesli, ama tecrübesiz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haydi dönelim tarife.

Devamı için tık / Press to read more

Çikolata kaplı mufin 34 adet her biri 57 kalori

Image

Badem güzeldir. Badem ve çikolata çok çok güzeldir. Eh bu mufin de içindeki bol badem ve üzerindeki incecik çikolata kabuğu ile muhteşem oldu!

Bu aralar, eski defterleri, eski tarif “birikintilerini” temizliyorum. Farklı farklı kağıtlara yazmışım, dosyalamışım, defter arasına atmışım da atmışım. Bu tarif de onların arasından kucağıma düştü. Ne başlık, ne nereden bulduğum, ne tarih, hiç bir şey yok. Yedim de mi yazdım, seyrettim de mi yazdım, yoksa internet gezilerimden birinde mi buldum?Kimse bilmiyor. Dolayısıla ilk deneyi de tarifte yazdığım kadarıyla yaptım. Sonuç HÜSRAN!

 

 

 

Bademe bayılırım. Bademli her türlü ürünü de severim. Acıbadem kurabiyesinin olduğu kadar, bademli tavuğun da hastasıyım. O yüzdendir ki, bademli bir yemek, yiyecek, tatlı tuzlu gördüm mü, dayanamam denerim. Eh sonuçta, bu tarif de bademli, dedim ki, Pelin vazgeçme! Yeniden dene. Kendine göre dene… Oyna biraz maceraya atıl!

Sonuç evdeki mufin canavarı tarafından denendi, onaylandı. Hatta yanaktan kocaman bir öpücük verildi! Bu ne demek bilir misiniz?!

Çikolata kabuklu mufin

Artık göğsümü gere gere, güvenerek yazabilirim!  Haydi tarife buyurun:

Devamı için tık / Press to read more

Elmalı tart 200 kal x 16 dilim

Image

Sonbahar ile beraber elmalar renk renk piyasaya çıktı. Sarılı kırmızılı yaz elmaları, starking’in ilk örnekleri raflara yerleşti. Eh, bu da demektir ki, elmalı tartların, apple pie’ların veya galette’lerin zamanı geldi.  Bütün yaz yemeyince, özlemişiz, atladık üstüne resmen. İnsanoğlu biraz nankör tabii, iki üç aya kalmadan söylenmeye başlarız, elma portakal off sıkıldım, hep aynı şeyler diye. Neyse özlem tazeyken, hemen bir elmalı tart yapayım dedim.

Elmalı tart

Valide sultanın biz çocukken yaptığı bir elmalısı vardı. Adı, iki kat elmalı, ama “iki kat” oluşu, altı üstü kapalı diye. Yoksa kat kat pasta gibi değil. Çay sofralarında pek severdik. Hamuru zahmetli, zor açılıyor diye annem biraz isteksiz yapardı, ama o kadar lezzetli olurdu ve o kadar çok övgü alırdı ki, yapmadan da duramazdı.

Elmalı tart veya orijinal adıyla apple pie değil bu. Gerçek tart. İçindeki elma pişiriliyor, paydaki gibi çiğden koyulmuyor. O yüzden daha farklı, bir kere incecik oluyor. Minik minik, kibar kibar porsiyonlama şansımız oluyor.

Buyurun tarife;

Devamı için tık / Press to read more

Renk renk panna cotta 12 porsiyon 175 kal

Image

Panna cotta. En sevdiğim italyan tatlılarından biri. Tiramisu ve aslında en basitinden espresso kahve içinde bir top sütlü dondurmadan ibaret olan affogato dışında buldum mu kaçırmam dediğim tatlıdır kendileri. İsmi sizi yanıltmasın, panna cotta, pişmiş krema demek olsa da, evet hafifçe pişer, ama kaynamaz, fırına ise hiç girmez.

Kat kat panna cotta

Buzdolabından çıkıp böyle buzlu buzlu bardaklarda sofraya gelecek şekilde yaptım. Bardacık içinde servis yapmanın en güzel yanı hem bu renk cümbüşünü göstermek, hem de serinliğini görsele yansıtmak olsa gerek.

İtalya’da son derece sade bir sunumla, genelde üzerinde ve yanında çilek sosu veya orman meyvaları sosu ile gelir. Öyle çok uç noktalarda sunumlarını göremezsiniz. Zaten panna cotta’yı bu kadar klasik yapan da budur.

Valide sultan’a ilk tattırdığımda, hafif oluşunu beğendi, su muhallebisine benzeterek beni yıktı 🙂 Su muhallebisini hiç sevmeyen biri olarak ciddi bir hayal kırıklığına uğradım. Ben hala panna cotta’nın iç baymayan hafif tadı, neredeyse jölemsi duruşuna hastayım.

Ben-deniz, panna cotta daha önce badem sütü ile denemiştim. Muhteşem olmuştu. Bu defa kat kat yapmak istedim. Profesyonel sunumlarda, sofra ve davetlerde şu yamuk doldurulmuş bardacıklara hastayım. Denenecek, yapılacak. Eh, ilk fırsatta denendi.

Haydi, buyurun tarife

Devamı için tık / Press to read more